AnasayfaEkspresGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Gerçekler Acıdır

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Charlie von Diederich
Seherbaz Karargahı & UBBP Genel Başkanı
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 2098
Yaş : 22
Kan statüsü : Safkan
Galleon : 7231
Ekspresso Puanı : 48
Kayıt tarihi : 05/05/08

MesajKonu: Gerçekler Acıdır   Çarş. 10 Ara. 2008, 18:19

Tarih: Eylül 1951
Mevsim: Sonbahar
Hava Durumu: Rüzgarlı. Akşam vakti yavaş yavaş kendini geceye bırakıyor.

_________________
It will never be over!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.hogwartsekspresi.com/lejantlar-karakter-kartlary-f164
Charlie von Diederich
Seherbaz Karargahı & UBBP Genel Başkanı
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 2098
Yaş : 22
Kan statüsü : Safkan
Galleon : 7231
Ekspresso Puanı : 48
Kayıt tarihi : 05/05/08

MesajKonu: Geri: Gerçekler Acıdır   Perş. 11 Ara. 2008, 00:23

Kapalı bir akşam gününün tüm kasvetli havası Charlie'nin odasını istila etmişti. Bilerek açık bırakılmış ahşap pencereden içeri sızan soğuk hava ise içeriye Antartika ziyafeti sunuyordu. Siyah renkli sıradışı bir pastanın üstüne serpilen garip ışıltılı süslemelere benzeyen, gökteki yıldızların milyonlarca kilometre uzaktan yolladıkları soluk parlaklık, garip bir eda takınarak ortalığı aydınlatmaya çalışıyordu. Karanlığın içinde boğulmuş bir ampul gibiydi hepsi, zaten harap düşmüş ışıklarını bu kadar uzaklıktan nasıl yayabilirlerdi ki? Bu denli net görünmeleri bile bir mucize sayılmalıydı. İşte tüm bu anlatılanlardan uzak olarak, kapalı bordodan açık kahverengiye çalan masasında bir şeyler karalayan Charlie az sonraki buluşmasında sıkı dostu John ile yaşayacaklarından habersizdi. Kim bilir belki hayatında asla istemediği bir olay olacaktı. Veya ayaklarını yerden kesecek kadar mutlu edecek bir olay... Değişik değişik şekiller karalamaya devam eden Charlie bunu kestiremiyordu. Eli kalemle gizli bir seyahete çıkmıştı ama aklı hâlen başka yerdeydi. İçinde kötü bir his vardı, rahat değildi. Bu kadar sıkıcı ve bunaltıcı havalardan nefret ediyordu, oldum olası da alışamamıştı zaten. Çünkü nedense hep rahatsız edici ve iğneye benzer duyguları böyle kasvetli havalarda depreşiveriyordu.

Sabahtan akşama kadar suçlu olan ölüm yiyen dosyalarını gözden geçirmiş olan Charlie, artık çok bitkin bir hâle girmişti. Daha on sekizinde ne denli büyük bir sorumluluğu taşıdığının farkında değildi. Geldiği mevkilere kıyasla zayıf ve güçsüz olan bünyesi hergün bu eziyeti çekmek zorunda kalıyordu. Büyük bir özlem ve umutla arzuladığı seherbaz olma tutkusu, sonunda gerçekleşmişti fakat bu tatlı bir rüyadan çok acı bir kabusa dönüyor gibiydi. Kabullenmek istemediği bu lanet olası düşünceleri bir hamleyle aklından atmak isteyen sarışın büyücü, oturduğu yerden güçlükle kalktı. Rahatlamak ve gevşemek amacıyla gerindi ve ardından saatine baktı. John ile olan buluşmalarına daha iki saat vardı. Tam arkasında duran rahat ve kendisini uyumaya davet eden yatağında biraz kestirebilirdi. Arkasını döndü elinden geldiğince hızlı yürümeye başladı. Akabinde kendini bir çuvalmış gibi yığdı yatağın üstüne. Atletik bir yapısı olmasa bu yatak şimdiden böyle bir yığılmayla birlikte çökmüştü. Daha sonra yattığı yerden odayı süzen yorgun düşmüş mavi gözleri yavaş yavaş kapanmaya başladı. Yatmanın verdiği rahatlık tüm bedenini rehin alırken, Charlie geç kalabilecek olma ihtimalini hiç hesaba katmamıştı bile.

İstemsiz fakat sanki bilerek yapılmış bir hareketmişcesine hızlı açılan gözleri, bir anda dehşete düşmüştü. Fazla mı kestirmişti? Aceleyle doğrulan ve saatine bakan Charlie elini başına götürdü. ''Allah kahretsin! Lanet olsun!'' Böylesine yorgun bir şekilde yatarsa tabii ki de çok fazla uyurdu. Hem zaten vücudu öyle yorulmuştu ki, iki saatten fazla uyumadığına şükretmeliydi. Güya banyo yapacaktı ama artık ona da zaman kalmamıştı. Plânsız yapılan her iş gibi bu da Charlie'nin aleyhine işlemişti işte. Delirme noktasına gelen genç büyücü elini çabuk tutmaya çalışarak üstündekileri çıkarmaya başladı. İlk bulduğu gömlek ve kot pantolu giydi. Fazlasıyla şaşırılacak bir durumdu ki Charlie, bir muggle parkına gideceğini unutmamış ve oraya uygun olarak giyeceklerini erkenden hazırlamıştı. Yoksa az önce gerçekleşen giyinme faslı da bir rezalete yol açabilirdi. Büyü yapması yasak olsa bile her tehlikeye karşılık asasını arka cebine sıkıştıran Charlie odayı toplamaya zaman bulamadan cisimlenmek zorundaydı. Ama bu cisimlenmeyle doğru yere mi gidecekti, tartışılırdı tabii.

Nedense gitmek istediği yerden daha farklı bir manzarayla karşılan Charlie, artık sinirden kahkahalar atmaya başlamıştı. Alışkanlık edinmiş olmalıydı ki yanlışlıkla Sihir Bakanlığı'ndaki odasına cisimlenmişti. Geç kalmış olmanın vermiş olduğu heyecan ve telaş da yanlış cisimlenmesine zemin hazırlamıştı hiç şüphesiz. ''Charlie! İşin yüzünden kafayı yiyeceksin galiba sen!'' Kendi kendine kızma duruşmalarını ilk defa bu kadar kısa keserek asasını yeniden salladı. Evet, bu sefer karşılaştığı manzara doğru yerdi. Fakat kalabalığın tam ortasına cisimlenmiş olması da kendisi için yine çok kötü olmuştu. Etraftaki muggleların şaşkın ve korku dolu tırsmış bakışlarına maruz kalan Charlie sadece aptalca gülümsemekle yetindi. Elindeki asaya ilişen gözleri yüzünden ağzını açmak zorunda kaldı. ''Bu mu? Bu oyuncak canııım, tahtadan yapılma işte n'aparsın. Ha ha...'' Boncuk boncuk ecel terleri döken sarışın büyücü o an küfrettiği asasını cebine sokuşturdu yeniden. Daha iyi görebilmek için gözlerini kısıp görüş açısını genişletmeye çalıştı. Arkadaşı John'un çehresini iki dakikada tanıyan Charlie oraya doğru koşmaya başladı. Sarışın büyücü, bu genç arkadaşını fazlasıyla bekletmiş olmalıydı. Oraya doğru ilerlerken de bir özür konuşmasını hazırlamaya başlamıştı bile.

_________________
It will never be over!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.hogwartsekspresi.com/lejantlar-karakter-kartlary-f164
John Stewen Peterson
Seherbaz
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 813
Yaş : 25
Kan statüsü : Safkan
Galleon : 6886
Ekspresso Puanı : 6
Kayıt tarihi : 15/03/08

MesajKonu: Geri: Gerçekler Acıdır   Perş. 11 Ara. 2008, 11:12

Yüzüne esen hafif esintiye aldırmadan muggle sokaklarında dolanıyordu. Bakanlıkça kendine verilen görev buralardaki baskınları önlemek ve asayişi sağlamak olduğu için sıkça adımlarını attığı bu sokaklara artık alışır olmuştu. Üzerinde pelerin değil kalın bir paltonun durmasına ve bir muggle gibi davranmaya da öyle. Zaten seherbaz eğitimlerinde özenle öğretmişlerdi bu tip şeyleri. Çünkü bir büyücü her karşılaştığı muggle için hafıza büyüsü yapamazdı. Öyleyse muggleların dikkatini çekmeyecek şekilde davranmalıydı. Seherbazlık eğitimlerinin uygulamalı test bölümünde bir an için neredeyse yakalanacak ve eğitimi geçemeyecekti. Neyse ki adama sadece kıyafet balosundan çıktığına inandırabilmişti. Bunu yapmadaki kurnazlığını kabul eden yetkililer de bu yanlışını önemsemeyip sınavı geçmiş saymışlardı. Fakat geçememenin yarattığı korkuyla bir daha bu hatayı yapmamaya yemin etmişti ve yapmıyordu da zaten. Hatta sırf bunun için gece bile olsa cisimlenmekten kaçınıyordu. Renkli ışıklarıyla geçtiği yolu aydınlatmış olan mugglelardan ona şüpheli bir şekilde bakan kimsenin olmamasıysa savını tümden kanıtlıyordu zaten.

Köşeyi dönerken lokantasına kendisini davet eden bile olmuştu. Kırlaşmış saçları başına geçirdiği bereden sarkan kır saçlara, siyah çerçeveli gözlüğe, kızarmış yanaklara ve iri bir burna sahip olan adama nezaketen teşekkür edip kendisini daha loş bir sokağa attı. Burada dükkanlar yerine perdeleri örtülmüş bir çok penceresi olan evler vardı. Evlerin ve köşelere dikilmiş süslü sokak lambalarının ışığı karanlık sokağa ancak ufak bir loşluk veriyordu. Buna evlerin diplerindeki siyah karartılar halindeki çalıklar ve gölgelerin içinde sessizce dolaşan sokak kedileri de eklenince manzara korkutucu bile sayılırdı. Ayaklarının altındaki iri taşlı zemine gözleri bir an daldı. Arkasından evlerin yerini bir sürü dükkanların, gecenin yerini sabahın, ve ıssızlığın yerini kalabalığın aldığını hayal etti tam da burada. Gerçekten bunlar da eklense burası tam Diagon yoluna benzeyecekti. Diagon yolu her ne kadar pek sevmese de Hogwarts anılarının bir parçasıydı. Şimdi John’a neşeli bir rüya gibi geliyordu o anıların hepsi. Okulun sona yaklaşmasından sanki hayatının değişeceği belli olmuştu. Çok sevdiği dedesi, neredeyse John’un da boğularak ölmesine neden olan bir madalyon bırakıp ölmüştü. Arkasından mezun olduğunda hep idolü gördüğü babası Seherbazlığı kesinlikle seçmemesi konusunda baskı yapınca ondan ayrılmıştı. Tüm bunlara Stefania’a ile aralarındaki yaş farkının aralarına girip ondan uzak kalması da eklenince rüyadan ne kadar sert bir şekilde uyandığı açıkça görünüyordu. Yetişkinlerin dünyası pek de umduğu gibi değildi, çünkü John’a hep acı vermişti.

Sonunda vardığı Meadow Parkta bir banka otururken düşüncelerini atmak istercesine kafasını salladı. Şimdi bunları düşünmek istemiyordu. Tıpkı bir zamanlar daha çok sevdiği babasının söylediği gibi kötü anılar insanı hatırladıkça daha fazla zehirliyordu. En iyisi onları hafızanın derinliklerine gömmek ve bir daha geriye dönüp onlara bakmamaktı. Sonuçta hayatı da tıpkı şu an olduğu gibi gecenin içindeydi sadece. Her gece sonunda biter ve yeniden sabah gelirdi. Bunu bekleyecek ve o zamana kadar kendisine uzanan her umut ışığına sarılıp, güçlü kalacaktı. Bunu düşünerek o geride kalan günleri zihninde soldurdu ve gözlerini etrafta gezdirmeye koyuldu. Anlaşılan beklediği gibi Charlie geç kalacaktı. Onun yoğunluğunu iyi bildiğinden bunu anlayışla karşıladı. Seherbaz eğitimlerinin tam da bittiği dönemde baş seherbaz emekli olmuştu ve yeni baş seherbaz da Charlie’den başkası değildi. Dahası yaklaşan seçimlerde de artık bakanlık konusunda bir şeyler yapmak isteyen yoldaşlığın kararıyla aday olmuştu. Eğer gerçekleştirirse bu kuşkusuz tüm iyi insanların iyiliği için doğru bir karar olurdu. Ölümyiyenler konusunda daha etkili ve sert yaptırımların olacak ve karanlıkla yoldaşlığın savaşında yoldaşlık bir adım daha öne geçecekti. Ancak John’un içinden bir ses karanlığın da aynı planları yapmakta olduğunu söylüyordu.

Paltosunun cebinden katlanmış gelecek postasını çıkardı. Adayların iki büyük boy resmi ön sayfayı neredeyse kaplıyordu ve seçim konusunda bir çok tahmin de hemen altında yer alıyordu. Charlie’nin gülümseyen yüzü John’da da sıcak bir gülümseme oluşturmuştu. Ancak aynı şeyi William’a baktığında hissetmiyordu. İki yıl önce büyük bir balodan dönerken çok sevdiği kuzeninin yüzünün asılmasına neden olan büyücüyü nasıl sevebilirdi? Onun hakkında duydukları kuşkusuz her çiçeğe konan, kibar görünümlü bir çapkın, sinsi bir yılan olduğu yönündeydi. Sezgileri onun bir ölümyiyen olduğunu bile fısıldıyordu John’a ama bunun hakkında bir şey duymadan adamı suçlayamazdı. Zira sırf öfkesinden onun hiç bir iyi yönünü görmeyip o pisliklerden biri olduğunu damgasını vuramazdı. Hem Chris’ten duyduklarına bakılırsa İndis oldukça iyi biriydi ki bu durumda ağabeyi William da çok kötü biri olamazdı. Olamazdı değil mi? Peki Merlin aşkına neden öyle olduğuna emin gibi bakıyordu resme? Bazen İndis’in önceki ailesine tümüyle daha uygun olduğunu düşünmüyor değildi. Kaderin garip cilvesi gereği eski ailesindeki üvey ağabeyi Charlie’di. Bu açıdan baktığında İndis’in iyi kalbinin William’ın yanına gitmeden önceki ailesinden kaynaklandığını düşünüyordu. Eh belki de yetiştirilişle alakalıydı her şey. Yine de tüm bu kanılara Chris ile yaptığı ufak sohbetlerden varıp onu birebir tanımadığı için emin değildi. Düşünceleri zihininde dönüp dururken aniden kendisine doğru koşmaya başlayan Charlie yanına gelince özür dilemeye başlamasına pek de izin vermeden neşeli sesiyle konuştu.


-Merhaba Charlie! Özürlerini başka güne sakla ki gecikmenin sebebini biliyorum sanırım. Yine yoğundun değil mi? Benim için bugün bir parça hareketsiz sayılırdı gerçi ama. Birkaç gündür gittiğim her yerde karşıma çıkan ölümyiyen bugün ortalarda yoktu. Ahh! Onsuzken sıkıcı buldum koca günü.

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.hogwartsekspresi.com/lejantlar-karakter-kartlary-f164
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Gerçekler Acıdır   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Gerçekler Acıdır
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Meadow Park-
Buraya geçin: