AnasayfaEkspresGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Haz.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Ulrich Ixion Vlasenc
Slytherin 7. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 126
Kan statüsü : Safkan.
Galleon : 5977
Ekspresso Puanı : 4
Kayıt tarihi : 20/06/09

MesajKonu: Haz.   C.tesi 20 Haz. 2009, 18:24

Şuursuz adımlarla karanlığın içerisine dalmıştı. Boşlukta kaybolmuş göz bebekleri, yavaş yavaş tutunacak bir dala yaklaşıyordu. Gözleriyle ya da kulaklarıyla etrafını kolaçan etmesine gerek yoktu. Yalnızdı. Gecenin de gelmesiyle iyice serinleyen hava, hafif bir esintinin yüzünü dalamasını sağlıyordu. Rahatsız bir şekilde gecenin soğuk havasını ciğerlerine doldurdu. Saçlarının arasında dolanmaya devam eden esinti için yapacak bir şeyi yoktu şimdilik. Geç kalmamak için hızlı hareket etmeliydi. Çevik adımlar atmaya başladı. Neden kestirme yolları kullanıyordu ki, daha hızlı bir şekilde ulaşmak varken? Hızlandığını, esintinin saçlarının arasında biraz daha sert girdiğini fark edebiliyordu. Boşluktan çıkmış, dalgın bir şekilde etrafını süzen mavi gözleri, duraksayarak bir noktaya odaklandı. Cezp edici karanlığın büyüsüne kapılmış bedeni, kendisini kuru gibi görünen nemli ağaca attı. Gecenin soğukluğunu tekrar bedeninde hissederken aldığı derin nefesleri hızla geri verdi. Biraz önce sertleşen esinti şimdi, yumuşak ve tatlı geliyordu. Kapanan göz kapakları ile birlikte tekrar boşluğa kayan göz bebekleri, bütün renkleri görebiliyordu. Parıldıyor ve huzur veriyorlardı. Aniden başına bir kılıcın girmesi gibi acı hissettiğinde göz kapaklarını hızla açtı ve mavi gözlerini tekrar dışarıyı süzerken buldu. Kendisini çaresiz hisseden genç büyücü, bu düşüncesinden kurtulması gerektiğini fark etti. Neden böyle aptal şeyler hep onun başına gelirdi ki? Çok çalışmaktan mı? Ah, o Hogwarts’ın gelmiş geçmiş en tembel öğrencisiydi. Ve bununla gurur duyuyordu. Kayıtsızca aldığı derin bir nefes ile ayağa kalktı yavaşça. Temkinli ama çevik bir şekilde ilerlemesine devam etti. Kendisini biraz daha rahatlamış ve yürüyebilecek gibi hissediyordu. İstediği yere gelirken, parmaklarını birleştirerek teker teker hepsini kıtlatmaya çalışıyordu.

Dilinin yardımıyla kırmızı dudaklarını ıslattı. Kırmızı dudaklarındaki kan tadını bir kere daha damağında hissettiğinde büyük bir haz ile sırıttı. Yasak Orman’ın girişine geldiğinde, derin bir nefes aldı. Beyaz gömleğinin altına giydiği siyah pantolonu ile uyum içerisinde olan siyah kravatını çekiştirdi ince parmaklarıyla. Saçları; her zamankisi gibi özenle havaya dikilmiş gibi duruyordu. Kafasında duran fötr şapka, burnuna kadar iniyordu. Bu yüzden ince parmaklarıyla hafiften şapkanın önünü aşağı doğru eğerek gözlerinin kapanmasını sağladı. Ayakkabıları, toprak zemine her değişinde biraz daha kirleniyordu. Zekî çehresi hiç olmadığı kadar boştu. Kafasını aşağı eğmiş sıra sıra dizilmiş ağaçları tarıyordu. Ormanın girişinden yükselen uğultu, genç büyücünün güçlü kulaklarına ulaştığında, hafif esen rüzgârla beraber bir sesi işitti. Ormanın içerisinden gelen bir sesti. Bekledi. Kalp atışları öyle düzgün, öyle sıralıydı ki; bunu bir melodiden ayırt etmek oldukça zordu. Karanlığın hükmü altında olan ormandan çıkmak için uğraşan şey, genç büyücüye doğru yaklaşıyordu. Aldığı derin bir nefesle beraber bakışlarını ormanın içerisine, arkasına çevirdi. İçini kaplayan duygunun korku olması gerekirken, garip bir şekilde merak duygusuyla donanmıştı.


Dalmayınız.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Eurydice Black
Slytherin Bina Sorumlusu, İksir Profesörü
avatar

Kadın
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 2206
Yaş : 22
Kan statüsü : Safkan.
Galleon : 7114
Ekspresso Puanı : 89
Kayıt tarihi : 05/06/08

MesajKonu: Geri: Haz.   C.tesi 20 Haz. 2009, 19:33

Doğanın, varlığına en çok eziyet veren simgesinin var olmadığı derin bir gecede ilerliyordu ıslanmış toprak üzerinde. Masumiyetten uzak, tamamen kan ve etle yoğrulmuş bu kara toprağın laneti bütün benliğiyle ele geçirmişti genç cadıyı. Ayın cılız ışıkları yetmiyordu karanlık ormanı aydınlatmaya. Soğuğun ve nemin bir bütün olup, merhametsizce narin bedenine saldırışı karanlığın göbeğine sürüklüyordu onu. Burnu adeta dolunaydaki kadar hassastı. Tehlikenin bu denli intişar ettiği sırada bir yerlerden akseden ulumaya kulak verdi. Yine masum bir beden son saniyelerini yaşıyordu. Hayat ve ölüm arasındaki kısacık çizgideydi şimdi ve biraz sonra ebediyete ulaşmış olacaktı. Aklına gelen saldırıyla başını iki yana salladı. Hayır, kesinlikle hatırlamak istemiyordu. Dolunayın tamamen bir başka nefse, kimliğe büründürdüğü şuursuz varlıkların devasa saldırılarını hatırlamak sadece Sam’den nefret etmesine sebep oluyordu. Karanlığın içinde bir gölge gibi ilerlerken ağaçların arasına baktı hızla, sadece nokta gibi görünen Hogwarts ışıklarına… Tekrar okula dönebilmiş olmasına seviniyordu. Bir öğrenci olarak dönemese bile zindanların o fevkaladeliğini tekrar duyumsamak istiyordu. Birkaç adım daha atarken pelerininin pilelerine bulaşmış kanı fark edip durdu. Geri dönüp ortamı kokladı vahşice. Elini uzatıp hafifçe buladığı kanı burnuna götürüp o eşsiz kokuyu içine çekti. O an bir kurtadam sayılmazdı ama dolunaya da çok zaman olduğu söylenemezdi. Haliyle bazı şeyler hafifçe baş gösteriyordu. Pelerinini çıkarıp elini ona sildikten sonra ormandan çıkmaya karar verdi. Biraz daha beklerse, istemediği yaratıklarla karşılaşabilirdi.

Ormandan kendini dışarı attı. Ayın haşin ışıkları düzgün çehresini aydınlatırken lanetli yaşamına küfrediyordu. Derin bir soluk verip patikaya yönelecekken duyduğu soluk sesiyle durdu. Kim? Bu saatte orman yakınlarında olabilecek kadar cesur kim olabilirdi ki? Eğer o kişiyi bulacak olursa ve eğer o bir öğrenciyse canını okuyabilirdi. Asasını eline alıp ağaçların arasından sıyrıldı. Temkinli bir şekilde ilerlemeye başladı. Bu eğer meraklı bir öğrenciyse ki Hogwarts’da böylelerine rağbet yoktu, onu geldiğine pişman edebilirdi. Cam gibi parlayan gözleri bir siluete takılmış, bedeni hızla ona yönelmişti. Asasını iyice yanına yaklaştığı çocuğun üzerine dikip, incelemeye koyuldu. Herhalde canına susamış olmalıydı. Sorumluluğunu üstlendiği binanın öğrencisi olması zaten oldukça sinirini bozmuştu. Kesinlikle tahammülü yoktu Yasak Orman konusunda. Sinirli ve iğneleyici bir ses tonuyla söylenmeye başladı. “ Umarım gecenin bu saatinde ormanın yakınlarında dolaşmanızın geçerli bir sebebi vardır Bay.. Vlasenc? ”

Çehresi keskinleşmiş, gözleri fevkalade parlamıştı. Uçuşan saçları yüzünün büyük bir kısmını örtmüştü. Derin soluk alıyor ve göğsü inip kalkıyordu. Karşısındaki bir Slytherin öğrencisi olmasa okuldan atılmış bile olabilirdi. Hiddetle çocuğa baktı. Kimsenin lanetli yaşamı hak ettiğine inanmıyordu.

_________________
    Karanlık, dehşet vericidir.Ama korkuttuğu için değil;Olanları sakince ve tek başına düşünme olanağı sunduğu için.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ulrich Ixion Vlasenc
Slytherin 7. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 126
Kan statüsü : Safkan.
Galleon : 5977
Ekspresso Puanı : 4
Kayıt tarihi : 20/06/09

MesajKonu: Geri: Haz.   C.tesi 20 Haz. 2009, 23:56

Rüzgâr yüzünü okşamaya, düşüncelerini akıtmaya başlamıştı. Kalbinde ki derin sızıyı kapatmaya çalışarak onlardan uzaklaşmak istedi. Durmuştu. Ayakkabısı yere sertçe vurmuyordu. Gözleri, ormanın içerisinden gelen şeye kaydı. Okula gidip gitmemek arasında kalırken, kendisine olan özgüvenini çalıştırarak kalmayı tercih etti. Akşamdan kalma su birikintilerinin üzerine basmamaya gayret gösterse de, hemen hemen her yerde vardı. Gökyüzünden eksik olmamış kara bulutlar düşüncelerinde ki ince değişikliklere ışık tutuyordu. Sarı saçları, yürüdüğü her saniye kendisini biraz daha belli ediyordu. Beyaz teni parlamaya devam ederken, hiçbir şey düşünemiyordu. Yüzünde ki anlaşılmaz ifadenin yanında beliren ince tebessümün bozulmayacağını tahmin ederek bakışlarını sabit tutmaya çalıştı. Derin birkaç nefesin ardından elini beyaz gömleğinin üzerinde ki siyah kravata götürmüştü. Çekiştirmeye devam ederken rüzgârın yüzünü yalamasını bekledi. Sol elini, yanında duran ağaca yaslayarak dengede durmayı başardı. Soğuk esintinin güçlü bedenini dört bir yandan sarmasını izlerken derin bir nefes aldı. Saçlarının arasında dolaşmayı sürdüren hoş esintiyi tebessüm ederek karşılamak istedi ama bunu şuan için yapamayacak kadar aciz durumdaydı. Gecenin soğuğunu burun deliklerine dolduracakken, bir şey fark etti. O tutkulu anlarından kalma güzel bir koku. Derince bir nefes alarak kokuyu burun deliklerine doldurdu. Doyasıya koklamak istediği, sarılıp kollarının arasına almak istediği bir koku. Onun yanında durmak istemiyordu. Oradan hızla çekip gitmek istiyordu. Bütün bunları düşünmemeye çalıştı. Rahatlayıcı ses tonuna rağmen, gerilen kaslarını gevşetmeye çalışırken derin derin nefes almayı sürdürdü. Cevap vermek istiyordu ama konuşamıyordu, karşısındaki genç cadı, nefesini kesiyordu.

Kırmızı dudaklarını araladı. Anlam veremediği bu konuya karşı büyük bir umursamaz tavır içerisinde, ukâlâ bir edayla konuşmaya başladı.
“Bir sebebimin olması mı gerekiyor, Bayan Black?” Mavi gözleri, karşısındaki genç cadının mavi gözlerinde derinlere inerken, tekrar derin bir nefes aldı. Genç cadının kusursuz bedenini incelerken, kendisinin ne kadar iri ve kaslı olduğunu fark etti. Belki bu yüzden kendisine oldukça güveniyordu. Aralarında sadece birkaç sene vardı. Bu yüzden zaten önceden tanışıyorlardı. Karşılaştıkları zamanki anıları birkaç saniye gözünün önünden geçti. Tekrar hayal dünyasından çıktıktan sonra derin bir nefes daha aldı. Birkaç kere kırpışan göz kapakları, tekrar kızı buldu ve beklemeye başladı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Eurydice Black
Slytherin Bina Sorumlusu, İksir Profesörü
avatar

Kadın
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 2206
Yaş : 22
Kan statüsü : Safkan.
Galleon : 7114
Ekspresso Puanı : 89
Kayıt tarihi : 05/06/08

MesajKonu: Geri: Haz.   Paz 21 Haz. 2009, 21:54

Aslında karşılaştığının alelade bir durum olduğu belliydi. Hogwarts ne yazık ki çok fazla meraklı kelleye ev sahipliği yapıyordu. Asasındaki parlak ışık çocuğun biçimli suratını aydınlatırken, terden alnına yapışmış saçlarını eliyle çekiştirip sinirle karşısındakine baktı. Çocuk sayılmayacak kadar büyüktü ve onunla daha öncesinde de tanışıyorlardı. Çocuğun ukalâca konuşmasından hoşlanmamıştı. Gerçi neredeyse tüm Slytherin aynı onun gibiydi. Kötülükle kafayı bozmuş, ukalâ ve kendini bir şey sanan tipler… Sinirini yatıştırmaya çalışıyordu. Zaten Yasak Orman’da yeni bir cinayet olmuştu ve genç cadı bu konularda hassastı, bir de kendi binasından birilerini gece yarısı yakalaması… Soğuğun, tenine her dokunuşunda verdiği his oldukça iticiydi fakat bu katlanabileceğini düşünüyordu. Gözlerini genç büyücünün gözlerine dikmiş, haşin bakışlarla onu süzüyordu. Göl kenarından gelen hafif esinti saçlarını ve cüppesinin eteklerini savururken, inatla yüzüne bakmaya devam ediyordu. “Bir bakalım… Ölmek için henüz genç olduğuna göre seni bu saatte buraya atan, aptalca bir zevk olabilir mi? Ah hayır, Hogwarts’da böyle zevklere yer yok.”

Biraz bekledi. Aslında ona bu kadar sinirlenmemeliydi, ormana girmemişti çünkü. Yine de o saatte, orada olması bile son derece tehlikeliydi. Birkaç yıl önce, Sam onu da kendine benzettiğinde, aynı bu bölgelerdeydi ve tamamen çaresizdi. Aslında biraz sabırsız bir cadıydı ve… Ne zaman ne yapacağı belli olmuyordu. Sinirle bağırdı. “Bana buraya neden geldiğini anlatmazsan kendini evinde bulabilirsin!” Derin mavi gözlerini çocuğunkilere sabitleyip başını biraz geri attı. Burnundan soluyor gibi bir hali vardı.

_________________
    Karanlık, dehşet vericidir.Ama korkuttuğu için değil;Olanları sakince ve tek başına düşünme olanağı sunduğu için.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ulrich Ixion Vlasenc
Slytherin 7. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 126
Kan statüsü : Safkan.
Galleon : 5977
Ekspresso Puanı : 4
Kayıt tarihi : 20/06/09

MesajKonu: Geri: Haz.   Ptsi 22 Haz. 2009, 15:51

Kusursuz bedeni, karanlığın içerisinde parlamaya devam ederken karşısındaki genç cadıyla bakışları birbirini buluyordu her seferinde. Bundan memnuniyet duyan genç büyücü, ukâlâ bir edayla sırıtmaya devam ediyordu. Gölden gelen hafif esintiler, karşısındaki cadının saçlarının arasına giriyor, onları havalandırıyordu. Saçlarının her kımıldayışında burnuna dolan koku, diğer insanlardan farklıydı. Hem kötü kokuyordu hem de değişik bir tat vardı. Kendisi gibi kokuyordu. Kafasındaki soru işaretleriyle mavi gözlerini, karşısındaki genç cadının gözlerine dikti. Onunda bir vampir olma olasılığı var mıydı? Hayır, bu daha değişik bir şeydi. Karşısındaki cadının kulağına doldurduğu sözler, sadece daha da sırıtmasına yetmişti. Oldukça rahat tavırları, genç cadının hoşuna gitmemiş gibiydi. Ölmek mi? Öleceğini sanmıyordu daha. İşte bu yüzden komik gelmişti. Kusursuz yüz hatlarıyla karşısındaki genç cadıya bakmaya devam ediyordu. Ormandan gelen soğuk havayla sarı saçları teker teker aralanıyordu. Yumuşak saçlarının tatlı bir şekilde uçuşmasını izlerken, ukâlâ tavırları biraz daha tehlikeli bir hâl almaya başladı. Gerçek yüzü, vahşi tarafı ortaya çıkıyordu işte. Herkese göstermekten korktuğu gerçek yönü, şimdi harekete geçmişti. Karşısındakine söyleyebileceğini biliyordu. En azından karşısındakinin ne olduğunu biliyordu. Derin bir nefes aldı ve mavi gözleriyle genç cadıyı süzmeye başladı. Sinirlenmeye başladığını hissediyordu, sabitlenen bakışlar altında tekrar o tanıdık sesi duydu. Bu sefer hiddet dolu sözler söylemişti. Ama genç büyücü buna da aldırmadan her zamanki gibi rahat tavırlarını sergileyerek konuşmaya başladı. “Ölmek mi? Hiç sanmıyorum. Hem evime gitmek bir şeyi değiştirmez, benim evim Yasak Orman.”

Bir çırpıda düz, duygusuz bir şekilde çıkan sözlerde bu sefer ukâlâlıktan eser yoktu. Ciddi bir ses tonuyla söylemişti. Düşüncelerini aktardı. Söylediklerinden her şey anlaşılıyordu. Bunları anlamak için zekî olmaya gerek yoktu zaten. Ağır, temkinli adımlarla karşısındaki genç cadıya yaklaşmaya başladı. Onun kokusunu burun deliklerine daha fazla çekiyordu şimdi. Bunu engellemek için son bir kere daha nefes aldı ve içinde tutmaya çalıştı nefesini. Yaklaştıkça yaklaşıyor, düşüncelerinde belirgin hâle gelen şeyi yapmak için hazırlanıyordu. Aralarında birkaç santim kalasıya kadar yaklaştı. Mavi gözlerini tekrar karşısındaki cadının gözlerine dikerek beklemeye başladı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Haz.   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Haz.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Yasak Orman-
Buraya geçin: