AnasayfaAnasayfa  EkspresEkspres  GaleriGaleri  SSSSSS  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Suit 1

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nicole Marissa Magdalene
Fontjoncouse Otel Ortağı
avatar

Kadın
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 4533
Yaş : 26
Kan statüsü : Safkan
Galleon : 8105
Ekspresso Puanı : 75
Kayıt tarihi : 02/07/08

MesajKonu: Suit 1   Salı 07 Tem. 2009, 17:39

Kişiler: Light Emre Toylan & Dilara Tutku Toylan
Saat: 06 civarı
Hava: Güneşli ama serin.

_________________
[center]
Bazen hiç kimse göründüğü gibi değildir
[/center]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Dilara Tutku Toylan
Fotoğrafçı
avatar

Kadın
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 30
Yaş : 26
Kan statüsü : Safkan
Galleon : 6802
Ekspresso Puanı : 0
Kayıt tarihi : 05/05/09

MesajKonu: Geri: Suit 1   Salı 07 Tem. 2009, 17:56

Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından otele gelmenin sevincini yaşıyorlardı. Saat 6 sularında bindikleri taksi yarım saat sonra otelin önüne getirmişti. Bu sefer ki taksici Japonya'da ki adam gibi değildi. Aksine birazcık konuşkan ve neşeliydi. Aslında Fransa'da her şey böyleydi. Uçaktan inip havalalanının bahçesine indiklerinde orada püfür püfür esen nergisler ve diğer çicek çeşitleri onlara merhaba diyerek selamlıyorlardı. Dilara böyle açık bir yere geldiğinden çok mutluydu. Emre de aynı heyecan içindeydi ki taksiciye hiçbir şey demeden kartı uzatıp oraya gitmek istediklerini söylemişti. Dilara uçakta uyumasına rağmen halen yorgundu. Bu yüzden Emre'nin dizinin üstüne yaparak bilinmeyen bir yere gelince yaşanan sabah mahmurluğunu üzerinden atmaya çalışıyordu. Emre ise bir yandan sabah için haddinden geveze olan adamın anlatmalarına kafa sallıyor bir yandan da Fransa'nın o muazzam yollarında ki inşaatlara bakıyordu. Haddinden erken gelmiş olmalarına rağmen, taksici hala konuşmaya devam etti.

Emre gülümseyerek ücreti verdikten sonra Fontjoncouse'un kapısında ki görevlilerle karşılaştılar. Saat çok erken olduğundan görevlilere eşyaları bırakıp hemen bir ode isteyen ikili odanın kaydını sabah yaptıracaklarını söyledikten sonra asonsörde yarı uykulu bir şekilde suitlerinin yerini tuttudular. Dilara üzerinde ki yorgunluğa anlam veremese de Emre'ye doğru yaslanmış bir şekilde dururken "Biraz uyumalıyız, ben hala yorgunum. Hem daha kimseler yok." demişti. Aldıkları suit anahtarını kapının üzerine takarak çeviren Emre odaya girdiğinde gözlerini odadan alamamıştı. Dilara ise arada ki saat farkından olmuş olucak ki jetlag olduğundan yüzü hiç bir şeyi görmeden kendini konforlu çift kişilk yatağın içine attı ve aniden uykunun o en derin ve saf denizinin içine girerek uyudu. Uyumanın verdiği tatlılık bambaşkayken, gördüğü rüyalar yanında duran adamla ilgiliydi. Onu koruyup sonsuza kadar saran tek kişi, ona her şey olup sarmalayan bir arkadaş ya da sevgili ne derseniz deyin bu ikili hep birbirinden beslenerek ayakta kalmayı beceriyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
İbrahim Emre Ürem
Karikatürist - Grafiker
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 92
Yaş : 33
Kan statüsü : Melez
Galleon : 6809
Ekspresso Puanı : 0
Kayıt tarihi : 02/05/09

MesajKonu: Geri: Suit 1   Perş. 09 Tem. 2009, 15:48

Uçak fena değildi, en azından konforu yerindeydi. Çok uzun olman bir uçuştan sonra kendimizi havaalanında bulduk. Dilara hala yorgun gözükse de benim enerjim yerindeydi, en azından öyle hissediyordu. Bu seferki taksi şoförü fena sayılmazdı, diğerine nazaran daha iyiydi aslını söylemek gerekirse. Yine de oldukça konuşkan ve enerji dolu biri olduğu gerçekti. Kafamı sallayıp, onaylarken bile onun konuşmalarına yetişemiyordum. Dilara tekrar yorgunluğuna yenik düşmüştü ve kendini benim dizlerime atmıştı. Sadece araba motorunun ve şoförün neşeli sesi rahatsız edici unsur olarak görülebilirdi, gerisi muhteşemdi. Otele vardığımızda ücreti ödedim ve acele olarak bir odaya yerleşmemizi, yoksa eşimin lobide uyuyacağını söylediğimde –otel gibi- sevimli ve aceleci bir hazırlık başladı. Odamıza çıktığımızda gerçekten etkileyici olduğunu düşündüm. Dilara kendini yatağa atarken bir yandan da konuşmaya çalışıyordu. "Biraz uyumalıyız, ben hala yorgunum. Hem daha kimseler yok." Aslında benim de uykum gelmişti fakat oda gerçekten hoşuma gittiğinden biraz incelemeye başlamıştım. Yine de ona yanıtım fazla gecikmedi. “Sen bilirsin tatlım, zaten ben de biraz sonra yatacağım fazla dayanabileceğimi sanmıyorum. Sanırım bende yoruldum.” Sözler ağzımdan çıktığında çoktan odayı incelmeyi bitirmiştim, daha çok giyinmekle uğraşıyordum. Birkaç ufak giysi değişikliğinden sonra kendimi uyumak için hazır hissediyordum. Çift kişilik ve gerçekten geniş yatağın ayakucundan dolanırken gerçekten rahat olduğunu düşünmeye başlamıştım. Kendimi hızlıca yatağa atmak yerine yavaşça oturdum ve Dilara’nın alnına bir öpücük kondurdum. O kadar temiz bir uyuyuşu vardı ki insan onu gördüğünde gerçekten aşık olabilirdi. Ben de bu yüzden ona aşık olmuştum zaten. Yavaş ve sakince yatakta kendime rahat pozisyonu hazırladım ve derin rüyalara dalmak için gözlerimi kapattım. Yorgunluk o kadar fazlayı ki uykumu bastırıyordu ve tam olarak adapte olamıyorduk. Ellerimi kafamın altında birleştirdim ve gözlerimi sıkarak uyumaya çalıştım. Tek hayalim boş ve bembeyaz bir sayfaydı. Biraz uyumak bana da iyi gelecekti. Biraz daha kendimi zorlamama gerek kalmadan ve ne olduğunu anlamadan uykuya daldım. Gerçekten yatak rahattı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Dilara Tutku Toylan
Fotoğrafçı
avatar

Kadın
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 30
Yaş : 26
Kan statüsü : Safkan
Galleon : 6802
Ekspresso Puanı : 0
Kayıt tarihi : 05/05/09

MesajKonu: Geri: Suit 1   Salı 14 Tem. 2009, 15:13

Kendini bilemden gelinen otel ve sonra kendini bir beyazlığın içine atmışçasına uzun uzadıya içine girilen bir uyku, aslında Dilara'nın çok sevdiği bir şey değildi uyku; fakat seyehatten sonra Fransa'nın kokusu onu mayıştırmış hiçbir şey görmeden uyumasına sebep olmuştu. Uykusunda bilmediği bir rüyayla karşı karşıya kalmıştı. Aslında bu rüya ona nefret uyandırması gerekirken için kaplayan ferahlık ve rahatlık anlatılamaz yaşanılır bir cinsteydi. Beyazlar ve siyahlar içinde fırça darbelerine maruz bıraktığı bir tual görmüştü. Tualin büyüklüğü o kadar fazlaydı ki Dilara ona yetişirken ve siyah boyadığı zemini parıldamışcasına beyaz küçük fırça darbeleriyle boyarken parmak ucunda duruyor sonra ayağının sızısına dayanamayarak yetişebileceğini kadar uzun bir tabure alıp onun üstüne çıkıyordu. Dilara'nın yaptığı resim sonsuzluğu simgeliyordu. Beyaz ve siyah renklerin içine katması gereken bir renk daha vardı, kırmızı, şehvet ve aşkın rengiydi. Aşk ve şehvet birleşerek tutkuyu oluşturuyordu. Tualini uzaktan bakmak amacıyla tabureden indi. Fırçasını tam tinere batıracakken kırmızı boyayı eline aldı. Fırçayı bir kenara koyduktan sonra, eline sıktığı kırmızlığı zeminin fazla olan siyahlığını kapatmak adına rastgele el hareketleriyle sürmeye başladı. Yaptığı belki de yanlıştı; ama bir ressamın elleri resmin yapılmasına sebepse o avucunun içlerine kadar bunları hissederek yapmak istiyordu. Beyazlar siyah ve kırmızının arasında aydınlık günleri anlatırken, kırmızılar geçilen duyguların ne kadar tutkuyla emekle büyüdüğünü gösteriyordu. Siyah ise her şeyin bir karanlık yönü varcasına altlardan beyaz ve kırmızıya bütünlük sağlıyordu. Resmin bitmesini bekleyerek büyük bir aşk ve yoğun anlatamayacak bir hisle boyadığında arkasından bir ses gelmişti. Arkaya döndüğü anda karşılaştığı güleryüzlü surat sayesinde rüyası bir beyaz bir siyah bir de gri olarak sönmüştü.

Kırmızı eller, yok olarak çift kişilik yatağın bir kenarına kıvrılmış bir şekilde uyuduğunu farketmişti. Uzun zamandır uyuduğu ve nerede olduğunu tam olarak bilmediğinden kim bilir gene neler saçmaladım diye düşünürken Emre'nin de karşısında uyuduğunu farketti. Hayatının anlamı karşısında yatıyordu. Onunla her şey anlamlanmış büyük bir boşluğun içinden çıkmıştı. O olmasa ve elinden tutarak fotoğraflarını geliştirmesinden yardımcı olmasa şu an bir park köşesinde bir ucube olabilirdi. Babası onun iyiliğine bile evlenmiş bile olsa, o hayatını zindana çeviren cadı kadının yanına hayatta gitmeyecekti. Zaten artık gitmesi bile içten değildi. Emre'yle ikisi artık evliydiler ve aralarında aşk ve dostluk bağı sonsuza kadar sönmeyecekti.Emre'yle yüz yüze olmanın verdiği bir çekimle onun o pürüzsüz yanaklarına belli belirsiz bir dokunmuştu. Yüzünün pürüzsüzlüğü ve üzerinde ki yorgunluğun içinde ki dinlenmiş hal kirpiklerinin kırpışmasına neden olmuştu. Dilara uyanmasından korksa da uyanmadığını görünce bilmedene yanağına küçük bir öpücük kondurmuştu. Hala mışıl mışıl uyuyup derin derin nefes alan Emre'yi daha fazla rahatsız etmemek adına yataktan kalktı ve kaldığı yerin nasıl bir yer olduğuyla ilgili küçük bir keşfe çıkmaya karar verdi. Çıktığı tur her defasında ağzının bir karış açık kalmasına sebep oluyordu. Buranın mimarisi için baya bir uğraşlar verildiği belliydi. Perdelerin renginden tut duvarların rengine kadar her şey ayrı bir uyum içindeydi. Ayrıca burada küçük bir mutfakla birleşen büyük bir salon bile vardı. Hayatının en müthiş odalarından birine rastlamanın mutluluğu her adımında içine işliyordu.

Güneşin doğmuş olduğu perdelerin ardından az da olsa gözüküyordu. Bunu biraz daha görmek isteyen Dilara, orada da orta boyda bir balkonla karşılaştı. Balkonun manzarası da inanılmaz derece de güzeldi. Burada her şey içinde ayrı bir koku ve tat mevcuttu. Dilara bunu anladıkça daha da keyif çatmaya başlıyordu. Ama manzaranın güzel denizi ve onun ardından bir kaç mil arkada duran farklı havuzu burada zaman geçirmek için can atarken midesinin gurultusu ona sinyaller vermeye başlamıştı. En iyisi bu akşama özel salonu bir kaç saatliğine kapatmak olucaktı. Telefonla aradığı oda servisine bir bir talimatları verdikten sonra salonun yatak odasına kapanan kapılarını kapattı ve garsonlara her şeyin en iyi olmasını istedi. Garsonlar da bu duruma nazikçe ellerinden gelenin en iyisini yapacaklarını söyleyerek hazırlanmaya koyuldular. Dilara üzerinde ki yorgunluğu tam atmış olsa da uzun bir yolcukluktan sonra ilk iş yapmayı unuttuğu banyoya girdi ve orada ki küveti doldurarak köpüklerin tadını çıkarmaya başladı. Bir kaç saat kaldığı bornozunu alarak çıktı ve ardından kendini fazla sıkmayacağını düşündüğü bir tişört ve şort giydi. Haddinden büyük bir şort ve tişört giydiğinin farkındaydı; ama buranın sıcağına bundan başka yapacak çaresi yoktu. Emre'nin hala horul horul uyuduğunu gördüğünden sessizce balkona gitti ve orada olan küçük masa ve sandalyenin yanına oturdu. Buranın mimarisinde sihir ve Muggle eli olduğundan çok sevmişti. Yaşattığı tarihi anlarmışcasına nemli esen rüzgarı içine çekiyor ve güzel bir uykunun ve banyonun ardından içine sinmişliğin çevre güzelliğini de üstüne çekiyordu. Huzur ve rahatlık hiç kimsenin geçmişinin yatmadığı ve başka kişilerin geçmişlerinin yattığı buradaydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
İbrahim Emre Ürem
Karikatürist - Grafiker
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 92
Yaş : 33
Kan statüsü : Melez
Galleon : 6809
Ekspresso Puanı : 0
Kayıt tarihi : 02/05/09

MesajKonu: Geri: Suit 1   Paz 19 Tem. 2009, 22:24

Uykunun kollarındayken vücudum giderek rahatlamıştı ve Japonya’daki formuna dönmüştü. Esen tatlı meltemin vücuduma değmesi sürerken kollarım yataktan destek alarak vücudumun doğrulmasına yardımcı oldu. Benden önce uyuyan Tutku, benden önce kalkmıştı. Yumuşak yatağın üzerinden kalkarken tüm çöküntüler ortadan kayboldu. Cebimden asamı çıkarttım ve ufak bir sallamayla tüm yatağı topladım. Tekrar uzun asayı cebime koyarken aklım bir anlığına Tutku’ya gitti. Hiç ses gelmiyordu ve yatak odasının içinde bulunmuyordu. Ne yaptığını fazla merak etmesem de ufak adımlarımla odaları dolaşmaya başladım. Kalın halının ayağımın altında oynaması güzel bir his veriyordu içime. Dekorasyonu hoş odanın odalarını tek tek gezmek de ayı bir zevkti. Her bir odayı dolaşırken –başta meltem olan- esindi giderek kuvvetleniyordu. Birkaç adım sonra sevdiğim kadının balkonda yalnız başına oturduğunu gördüm. Uzun tişörtü ve şortu o kadar komik duruyordu ki üzerinde… Sessizce yaklaştım ve vücudumu diğer sandalyeye nazikçe bıraktım.

“Erken kalacağını sanmıyordum. Sanırım kalkalı çok zaman oluyor. Tanrım, ne kadar saat boyunca uyumuşum ben?” Gözlerim kolumdaki ince kordonlu saate kaydığımda tüm zamana birden acıdım. Buraya fazla uyumaya gelmemiştim, yinede elimde olmadan arada böyle sorunlarla karşılaşabilirdik elbette. “Eh, fazla geç kalmamışım ama, en azından güneşin doğuşunu izlemeye yetişmişim. Sen de dinç gözüküyorsun – ve her zamanki gibi güzel.” İltifatlarımın ardından beton zeminli balkondan tek adımda içeri girdim. Sıcak hava akımı, güneş yükseldikçe artıyordu. Meltemin yerini nem alıyordu. Giyinmek için yatak odasına giderken uzun saçlarım beni terletme işlemine girişmişlerdi bile. Üzerime sportif giysiler geçirdikten sonra tekrar balkona, Tutku’nun yanına döndüm. Güneş artık doğmuştu hatta gökyüzündeki yeri çabuk yükseliyormuş gibiydi. Karnımdan gelen birkaç sesle yerimden irkildim, acıkmış olmalıydım elbette. Kahvaltı etmemizin iyi olacağını düşünüyordum.

“Acıkmadın mı hala?” diye belli belirsiz mırıldanırken sıcakla tutuşan bedenim balkonda parlıyordu. Bir pamuk kadar beyaz olmak hoşuma gidiyordu. Güneş ışığı vücudumu fazla yakmıyordu, her zaman şeffaf gibiydim. Biraz kansızlık, biraz genetik, biraz da ülkemden dolayı böyle olmak orasının tek mirası gibiydi bana. Artık konuşsan nasıl olur acaba Tutku? Sözcükleri dışarıya vuramayacak kadar nazik bir yapım olmasından dolayı kendimden nefret edebilirdim. Tutku burayı beğenmiş olmalıydı, etrafı seyrederken hayranlığı gözlerinden okunuyordu. Gözleri beni bile görmüyordu ki ben bunu kıskanabilirdim. Ellerimi cebime soktum ve sabırsızlık içinde tek bacağımla tempo tutmaya başladım. Hala ayakta bir ağaç gibi dikiliyordum. Tutku’nun fazla dayanamayıp tekrar ilgisini bana yönlendireceğinden adım gibi emindim. Denizde ve havuzda dans eden sular çok davetkâr gözüküyorlardı. Kahvaltıdan birkaç saat sonra serinlemek için girmek rahatlatıcı olurdu. Beni bu düşünceler meşgul ederken Tutku’nun dudaklarının kıpırdadığı ve konuştuğu gibi bir hisse kapıldım. Hayranlığından sıyrılıp bana yanıt veriyor gibiydi. Ne hoştu ama.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Suit 1
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Daireler-
Buraya geçin: