AnasayfaEkspresGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yataktaki Sürpriz Kardeş

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Luigi Orfeo D'Aloise
Slytherin 6. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 302
Yaş : 25
Galleon : 6049
Ekspresso Puanı : 1
Kayıt tarihi : 29/07/09

MesajKonu: Yataktaki Sürpriz Kardeş   Ptsi 17 Ağus. 2009, 16:36

Kendilerini İhtiyaç Odası'nda bulduklarında boyunlarına vuran sıcak, hışırtılı nefeslerin tahriğinde erimekteydiler. Bu noktaya nasıl geldiği hakkında en ufak bir fikri bile yoktu Luigi'nin ve Dion'un da olmadığına emin gibiydi. Uzaktan onları görenler birbirlerinden nefret ettiklerini bile düşünebilirdi. O derece birbirleriyle atışıyorlar, hırçın davranışlarda bulunuyor ve asi sözler sarfediyorlardı. Onları buraya sürükleyen şey muhtemelen şehvetin zehirli tehlike düşkünlüğü ve macera arayışıydı. Tanımıyor sayılırlardı birbirlerini fakat birbirlerinde gördükleri zehirin albenisine kanıp kendilerini bırakmışlardı girdaba. Gözlerindeki yırtıcılıkla daha da kamçılanıyorlar, altın vuruşunu damarlarına enjekte eden bir eroinmanın hisleriyle paralel duygular içerisinde birbirlerinin tehlikesine bırakıyorlardı kendilerini. Karşısındakinin yayvan ve ince dudakları Luigi'nin küçük dudağının rengini değiştirirken, nemli dudaklarından birbirlerine transfer olan ve kendisinde olduğuna inanmadığı sadist ruhları göğe yükseliyor, hızla yüreklerine çarparak parçalar koparıyordu içlerinde. Dion Luigi'nin ceketini attıktan sonra arkasını dönüp gece kıfateni tamamlamak için giydiği fakat kollarının ve omuzlarının görünmesini engellediği için sevmediği bolerosunu soyması için yanaştığında, Luigi'nin, telleri kırıklı siyah saçını kaldırıp bir öpücük bahşetmesine sinirlenen Dion, bileğindeki gotik bilekliğin sivri kıvrımlarının Luigi'nin yüzünü çizeceği sert bir hareket yaptı. Kendisine verdiği mesajı anlayan Luigi, zehiriyle şehvetlendiği bu yabancıyla ilişkisinin zehire, aykırılığa mahkum olduğunu kafasına iyice yerleştirerek soyulması talep edilen boleroyu, sırt kısmının ortasındaki dikiş hattından yırtarak çıkardı. Tekrar yüzünü dönen Dion yaranın açıldığı noktayı tedavi ediyormuşçasına dil darbelerine bıraktıktan sonra sert bir hareketle gömleğin düğmelerinin işlevine son verdi. Yatağa fırlattığı Luigi'nin ince vücudunu taşıyan bacaklarındaki pantalonu bir aşifte edasıyla soyduktan sonra acele etmeleri gerektiği için ve de şimdiye kadar hiç böyle tahrik olmadığından dolayı ellerini Luigi'nin göğsüne koyarak kaçamak bir öpücük attıktan sonra jartiyerinini iç çamaşırını yırtarak birleşmeye hazır hale getirdiği vajinasının içine aldı Luigi'yi. Bu kadar aykırılaşmasının ve şehvetinin tavan yapmasının etkisiyle ilk birleşmeyle ruhunun taştığı sesleri dışarı vurarak ufak bir inilti fırlattı duvarlara. Gerçek yüzümüzün belli olduğu andaydılar. Birleşme esnasında şehvetin pençesinde kıvranırken düşüneceğimiz son şeydi yüzümüzün nasıl bir ifade aldığı ve bunu düşünmediğimizden ruhumuzu yansıtmaktan çekinmezdi surat ifademiz. İçimizdeki şey her ne ise, dışarı vururduk istemsizce. Bir insanı tanıyacağınız sayılı anlardandı o şehvetli an. Tabii ki bu yöntemin insanları tanımak için kullanılırlığı kişiden kişiye değişir. Luigi de kendini görmüştü tempoyu artıran Dion'un hareketinin etkisiyle savrulan saçlarının arasında. Çok yakın, çok içten gelmişti Luigi'ye ve içindeki o hırçın şehvet daha bir sanatsallaşmıştı. Bu karışıklıklar içinde soğuk terleyerek duvara toslamışçasına afallayarak iniltilerle sonsuz gibi görünen gevşemeye ulaştılar. Dion kendini Luigi'nin göğsüne attı ölücesine. 'Bu kadar aykırısını ilk defa yaşıyorum' dedi titrek bir sesle.ardından kendisini alarak Luigi'nin yanına attı. Klişe olduğu üzere, klişelerden nefret etmesine rağmen sayılı istisnaları arasına girdiği için, Luigi, nefret ettiği fakat dünyaya farklı bir tarz getirdikleri için saygı duyduğu Amerikanların yaptığı, adının konma sebebi ve onunla paralel sıradışı hikayesinin dilden dile dolaştığı Lucky Strike markalı sigarasından ikram etti Dion'a. Bulunduğu zamanın sıradanı fakat yarım asır sonra tutkun insanların büyük paralar döktüğü şeylerden olsan el bombası görünümlü çakmağıyla sigarlarını yaktılar. Sigaralarını söndürdüklerinde hala bir şeyleri yarım bırakmış hissi duyuyorlardı. Bu sefer Luigi devreye girmiş ve Bu heyecana bir kere daha katlanmayı düşünüyor musun? diye sormuş ve dudaklarında biten dudaklardan aldığı cevap üzere Dion'un göğüslerinin ilişki sırasında çıktığı fakat hala belini kavrayan elbisesinin bağcığını kuyruk sokumuna kadar sökmüştü ki yer sarsılırcasına attı kendini yataktan. Gözleri dolar gibi olmuş, tarih aklına yeniden dolmuştu ve konuşanların uğultusu beynini patlatacaktı. Şaşkın gözlerle kendisine bakan Dion'a kendisini öldürcekmiş bir kişi gibi korkak bakışlar atarak sessizce öksürüklü bir sesle "Ama. Ama dövme..?" diyebildi

_________________

Ruhum, acılarını örtün.
Ağır mermer tabutlarda uyanacak zamandır.
Yenilmiş yaralar içindesin kocamış bunak
Artık ne kavganın tadı
Ne de aşkın dinmeyen fırtınası ulaşmaz sularına.
Somurtkan ve karanlık kapılarımı çalmayın artık
Ey hazların derinliği, duyumların ateşi elveda..

[center]Tanrıça?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsekspresi.editboard.com/bio-lar-f164/luigi-t6072.h
Dionysius Rudolphus
Slytherin 6. Sınıf Öğrencisi
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 37
Kan statüsü : Bilmiyor.
Galleon : 5994
Ekspresso Puanı : -5
Kayıt tarihi : 12/08/09

MesajKonu: Geri: Yataktaki Sürpriz Kardeş   Ptsi 17 Ağus. 2009, 17:07

İnsanlık; var olduğu günden beri bazı hisler içinde değil midir? Aslında, insanlığı o günden bu yana, bu günden daha ileriye götürecek duygular değil midir? Soyuttur, soyut olması hiçbir ifade etmez belki bilim için. Onu somut yapmaya gayret edilmesini sağlayan, hatta içimizden gelen bedeni arzular nedir o hâlde? Duygularımız mı? Belki odur, belki değildir. Tek bir şeyden eminim. Bazen duygular sizin hayatınızın geri kalanını etkileyebilir.

Büyük annesine sorardı o, annesinin Dionysius'ndan başka değerlisi yok mu diye. Değerli, anlam üzerinde bu küçük kızda kullanılacaksa, düşük bir anlam kazanırdı. Annesi bir hayat kadınıydı; daha milyon tane çocuğa sahip olabilirdi, belki de olmuştu. Bu kıza değerli demek anlamsız olurdu, başka bir kardeşi olma ihtimali de. Büyük annesi genelde, o konudan söz açıldığında, kızın kalçasındaki gizli dövmeden söz ederdi. O harfin acısına, dayanamamış küçük ikizi. Tanrı'nın korumasında, onları izliyormuş. Anlatılan ona, sadece bununla ilgiliydi.
Dövmesine gelince, hala orada, farkedilebilir bir şekilde duruyor.

İnsandır hani; ne yaptığı belli olmaz. Tek bir bakışın etkisine kapılıp uzaklara uçar gider. Yutkunur bazen; gördüğü manzara karşısında. Gözleri ardına kadar açılır, elleri karşısındaki vücudun üzerinde sürekli gezinir. Dudakları sadece nemlenmiş havada etkisini gösterir. Göz kapakları eski hızında açılıp kapanmaz; daha yavaştır. Hiç böyle bir duygu yaşadınız mı, bilinmez. İnançtır ki, böyle hislerin bir arada yaşandığı tek kavram vardır, o da haz. Islaklık, Luigi, ışık, Luigi. Aklından sürekli olarak geçirdiği, bazen ise geçirmekle kalmayıp fısıldadı sözcükler oldu. Bazıları havada kendini kaybetse de; bazıları kulağa çok battı. Ne zaman buraya geldi, ağız kavgaları ne zaman sona erdi ve ne zaman dudakları birbirleriyle buluştu bilmiyordu. Şuan, nerede olduğunun bir önemi yoktu belki, zamanın da olduğu pek söylenemezdi. Bunlar bir yana, çocuğun bedenindeki elleri, her ne kadar içindeki ufacık ses kenara atmasını söylese de, onu dinlememekte ısrarcıydı. Elleri, neredeyse ona yapımış bedeni soymaya çalışırken, bir yandan da işini yarıda kesip, dudakları kendilerinkine bastırmak için Luigi'nin ensesini kavrıyordu. Genelde dudaklarını, içlerinde biriken sıcak nefesi bir o kadar daha sıcak olan havay bırakmak için ayırıyorlardı. Kızın sözcüklerine yenisi daha eklendi, bu bir önizleme olmalıydı. 'Kesinlikle çok iyi öpüşüyor.' Bunun ne zaman biteceğini tam anlamıyla bilmiyordu. Beyni; ikiye ayrılmış gibi birbirine zıt düşünceler veriyordu Dionysius'a. Hemen bitmeliydi, o berbat olası birleşme olmadan bitmeliydi. Diğeri, bunun sonsuza kadar sürmesini istiyordu. Hatırlıyordu, Luigi öpmek istemişi ilk başlarda; o ise gotik bilekliğinin demirlerini yanağına batırmıştı. Şimdi orada iyileştirmek istermişçesine gezdirdiği dilinin olduğuna inanamıyordu. Birkaç dakika sonra, bedenlerinin bu kadar yakınlaştığını hissetmişti. Dionysius'un iniltileri duvarlarda yankılanıken, incecik beli bazen yataktan birkaç santimetre yukarıya çıkıyor ve tekrar yatağa düşüyordu. Çocuğun ensesinden kayan elleri, bazen göğsünü ileriye doğru itiyor; bazense tam tersi bir şekilde kendine çekiyordu. Kendini Luigi'den uzaklaştırdığı anda yutkundu. Dağılan saçları, omuzunun dört bir yanına dağılırken; ağzında gevelediği birkaç sözcük ile kendini bitkin hâlde Luigi'nin kaslı göğsünde, ardından da yanında buldu. Sigara tutturmuşlardı; zengin cüppeler gibi. Belki de hayat kadını annesi de böyle yapmış olabilirdi, ona mı çekiyordu? O da mı gittikçe bu batağa sürükleniyordu?

Kulağının duyduğu birkaç mükemmel sözcükle, dudakları tekrar birleşmişti. Pek konuştuğu söylenemezdi; genelde bedenleri arzularını dile getiriyordu. Kızın elleri çocuğun dağınık saçlarını iyice bozarken, çocuğun elleri bedeninin bir kısmını kapatan giysiye gitmişti. İplerini hızlıca çözen parmakları, bedenini elliyeceği anda; yatağın feci bir şekilde sallandığı hissedildi kız tarafından. Gözlerini kapadı, şuan sadece boşlukta yatıyor gibi geldi ona, üşüdüğünü hissetti. Luigi neredeydi? Asıl o neredeydi? Kendini şimdi fark edebiliyordu, bedenini yönetebildiğini fark etti adeta. "-Ama. Ama dövme..?" Öksürmek üzere olan bir ses gibiydi ton, çocuktan geliyordu. Sanki, Dionysius'tan tiksinmiş gibiydi. Kız ayağının altındaki çarşafı kendine doğru çekti, elinin tek bir hamleyiyle göğsüsünü; hatta mahrem olan tüm bölgelerini kapatabilmişti. Çocuğun sözleri kulağında bir, iki kere çınlarken; kalçasının az üzerindeki dövmeyi fark ettiğini anladı. Sorusu, sanki kızı sorguluyordu; hayır. Resmen sorguluyordu. "-Küçükken yapılan bir dövme, Syntiñ hikayesi gelmesin aklına hemen, anladığın gibi bakire olmalıyım, olmalıydım." Syntiñ Hikayesi, tam adını bilmiyordu. Hayat kadınlarının dillerinde gezen bir inanıştı. İlk yattığı erkeğin soyadını dövme yaptırırlardı kalçalarına. Farklı bir düşünce gelebilirdi Luigi'nin aklına, belki bu söyleniş. Yanlış anlaşılmak istemezdi, birkaç gün öncesine kadar nefret ettiği biri tarafından hele. Üzerindeki çarşafın bir önemi yoktu; zaten görmemesi gereken unsurların farkındaydı karşısındaki. Bunu düşünerek yaptığı hareket, yatağın kıvrımına gitmek ve çocuğu tekrar yanına çağırmak istemesiydi. Hevesli gibi görünmek istemiyordu, zaten şuan içinde bulunduğu durumdan karşısındakinin bunu anlaması beklenemezdi. Belki de, beyni durmuş falan olmalıydı. Adeta korkmuş gibi bakıyordu. Tüm bunlar, gözden geçirilecek olursa Dionysius'un paranoyası da olabilirdi. Tam anlamıyla şuan istenmiyordu. Ah, bu da paranoya listesinin son maddesi olabilir. "Kendine iyi bak o zaman." Neredeyse havada yok olan sesi, yataktan kalktığı anda anlam kazanmıştı. Üzerinden dökülen çarşaf, yerini giysilere almak üzere hazırlanıyordu. Daima hissederdi, istenilmeyen kişi olmayı. Farklı yönlerdeydi bu tabi, farklı konumlarda. Hiçbir zaman, istenmeyen bayan, konumunda olmamıştı. Bu ilkti elbette. Zihninden geçen sadece, çocuğun bir şey söylemesini istemesiydi. Belki bu yüzden işe bilekliğini bağlamakla koyulmuştu, tek yapacağı düğmelere bastırmak olacakken; o bunu ağır ağır yapıyordu. Daha -neredeyse- bir dakika öncesine kadar, ne hâldeydiler, şimdi ne olmuşlardı?

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Luigi Orfeo D'Aloise
Slytherin 6. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 302
Yaş : 25
Galleon : 6049
Ekspresso Puanı : 1
Kayıt tarihi : 29/07/09

MesajKonu: Geri: Yataktaki Sürpriz Kardeş   Ptsi 17 Ağus. 2009, 18:17

Yaptığı şey neydi hiç bir fikri yoktu. Kafasında tarihin hain kayıtlarının doğruluğunu sorguluyordu. Ve bunun sebebi ise o heyacanla çözdüğü elbisenin altından çıkan, Dion'un sağ kalçasıyla belinin birleştiği noktadaki dövmeydi. Ne herhangi bir hikaye O'nun bu kadar sarsılmasına neden olmuş, ne de bir anısı canlanmıştı. O dövmenin aynısı kendisinde de vardı. Dayı/babalarının ismi olan Arnoldo'nun başharfinin gotik bir tarzla yazılmış haliydi dövme. Aslında şüphelenmesi yersizdi belki. Düşük de olsa böyle bir tesadüfün olma ihtimali vardı fakat kendisini şüphelendiren, kendi tarihinin açıklarıydı. Anneannesi ölürken 'torunlarımı gördüm daha ne isteyim ki hayattan' demişti. O an için üzerinde durmadığı o çoğul eki şu an dünya üzerindeki var olma sebebi gibi olmuştu. Karışık ve şüpheli geçmişi de göz önüne alınırsa şüphelenmesi hiç yersiz sayılmazdı. Şüphelenmemesi anormal olurdu.
Ne diyeceğini şaşırmıştı ki dikkati Dion'un üzerinde toplandı. Az önce sınır tanımaksızın ve sadakatsizce yan yana, iç içe olduğu beden çarşafla kapatılmıştı. Yüzündeki ifadeden gözlerinde ihanete uğratılmış masum kız imajı uyanıyordu.
"-Küçükken yapılan bir dövme, Syntiñ hikayesi gelmesin aklına hemen, anladığın gibi bakire olmalıyım, olmalıydım." İşte düşünmemesini istediği şeyi düşünmüştü bile. Ne bekaret ne de o hikaye umrunda olan şeylerdi. Hele ki an itibariyle sözü edilemeyecek kadar küçük şeylerdi. Fakat kafasındakini, O'nu yataktan şiddetle fırlatan unsuru nasıl anlatmalıydı? Dion şaşkın ve biraz da yıkık bir halde yatağın köşesine gelerek yaklaştı kendisine. DAvetkar bakışlar atmıştı fakatın ateşi şehvetten ziyade tarihin kafasında cayır cayır yanmasından dolayı artmıştı, bakışları tek bir noktaya odaklanmış ve donuklaşmıştı. Yanaşmayan Luigi'yi gören Dion "Kendine iyi bak o zaman." deyip güzel vücudunu örten çarşafın tenini okşayarak yere akmasını sağlayarak kalktı. Kafasındaki soru işaretlerine rağmen hala tahrik ediyordu kendisini. Nasıl bir şeydi bu bir an için kendisinden tiksindi fakat şehevani hislerden alamıyordu aklını. Yüzündeki yarayı açan bilekliği takmakla başlamıştı Dion giyinmeye ki, Luigi gözlerinden yaşlar akarak diri kalçalarından tuttuğu Dion'un içine hoyratça tekrar girip yapıştı dudaklarına. Gözlerinden yaşlar akarak gidip geliyordu, karşısındaki kan bağı olduğunu düşündüğü insan ise hiçbir şeyden habersizce hazzın iniltilerine bırakmıştı kendini. Dudaklarını Dion'dan alabildiği anda hıçkırıklara boğulmuş tümcelerini sarfetti: "İkizin olduğumdan şüphelenseydin yine böyle yatar mıydın benle?" Nasıl bir ikizlikti bu anlamıyordu. Karşısındaki belki öz kardeşiydi fakat duyduklarını umursamadığını belli etmek istercesine işaret parmağıyla Luigi'nin dudaklarını kapatmıştı. Ve Luigi kendisini çekememiş, ikiz adayı Dion ise hiç oralı bile olmadan devam etmişti. Bu sefer daha bir hırslılardı. 10 dakika sonra infaz edilecek iki savaş esirinin tavırları vardı üzerlerinde. Bir daha sex yapamayacak gibiydiler. Aslında yanlış da sayılmazdı bu istemsiz tavırları çünkü her ne kadar akılları kontrol etmese de vücutlarını, bilinçaltlarını işgal etmişti ikiz sözcüğü. Luigi pişmanlığıyla beraber saç diplerinde hissetmişti soğuk terleri. Şimdi ise o saçları okşuyordu Dion. Zehirli bir ilişkiydi evet bunun adı zehir değildi. Dövme olmasaydı hesapta zehirli olacaktı fakat şu an ölümcül sınıfına fırlamıştı ilişkileri. Dion, boşalmalarından sonra aklının yerine geldiğini, düşünmeye başladığını kanıtlarca durulmuştu. Hatta buz kesmişti, o güzel gözleri kocaman açılmış bir şekilde "İkiz mi?" diyebildikten sonra Luigi Yatağın köşesine itti, sigara paketini fırlattıkları yerden aldı. Sigaraları yakarken "İkiz haa" diye gergin bir kahkaha atmıştı. Yüzünden şaşkınlık resmen akıyordu. Düşüncelere boğulmamın bunaltıcılığını bilen Luigi Dİon'u daha fazla zihniyle baş başa bırakmak istemedi ve dövmesini göstererek "Bunu bana açıklayabilir misin?" dedi. Toz zerrelerinin karışık çığlıklarının duyulabileceği kadar sessizleşmiş ve detaylı bir hale gelmişlerdi.



_________________

Ruhum, acılarını örtün.
Ağır mermer tabutlarda uyanacak zamandır.
Yenilmiş yaralar içindesin kocamış bunak
Artık ne kavganın tadı
Ne de aşkın dinmeyen fırtınası ulaşmaz sularına.
Somurtkan ve karanlık kapılarımı çalmayın artık
Ey hazların derinliği, duyumların ateşi elveda..

[center]Tanrıça?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsekspresi.editboard.com/bio-lar-f164/luigi-t6072.h
Dionysius Rudolphus
Slytherin 6. Sınıf Öğrencisi
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 37
Kan statüsü : Bilmiyor.
Galleon : 5994
Ekspresso Puanı : -5
Kayıt tarihi : 12/08/09

MesajKonu: Geri: Yataktaki Sürpriz Kardeş   Ptsi 17 Ağus. 2009, 19:26

Cevap versene aptal yaratık, cevap versena. Susma öyle, ne düşünüyorsun şimdi sen? Peki; benimle olduğuna şimdi kanaat getirmiş olabilirsin; bari gitme de. Düşüncesiz, pis budala. Bir de senin peşinden koşan kızlar var, kibardın hani? Cevap versene!

İçindeki sesler; bedeninin titremesine neden oluyordu. Ayaklarının tutmama ihtimali çoktu. Az önce olanlardan sonra, bîgayret ayakta durması bile anormaldi. Bilekliği, sonunda geçirmişti. Tam zıt yöndeydi, sağdaydı. Belki de yavaştan almasının nedeniydi bu. Önündeki perçemleri hava dalgasıyla alnında oynarken; düşünüyordu. Kıçındaki dövmeden ona neydi ki? Pürüzsüz cildini mi bozuyordu? Midesi mi bulanmıştı? Neydi? Hala susuyor muydu? Boşlukta ne yaptığını bilmiyordu, aklına hareket etmek bile gelmiyordu. Ona yaklaşıldığını hissetti. Aslında hissetti sayılmazdı. Sanki, biri ona yaklaştığında havanın akımı değişiyordu. Anlaması onun için iyiydi, bazı şeyleri saklıyabiliyordu bu yüzden; yasak şeyleri. Bileğini bıraktı sol elinden, bırakmasıyla dudaklarında az önceki, cevap beklediği çocuğu bulması bir olmuştu. Şimdi, neden öpüyordu onu? Kendini affettirmek için mi? Yanaklarında göz yaşı hissetti, dudaklarına aktıkça sadece bir neme dönüştü, ağladığını sanmıyordu. Aslında bakarsanız, ağlamazdı bile. O yaşın sahibi, şuan dudaklarını sıkarcasına emdiği çocuk olmalıydı, neden ağlıyordu? O kadar iğrenç miydi? Dudaklarını ayırmıştı kızınkinden, iğrenç bir şapırdama sesi odayı doldururken; çocuğun "İkizin olduğumdan şüphelenseydin yine böyle yatar mıydın benle?" diyen sesini susturmak istercesine parmaklarını onun dudaklarına bastırmıştı. Bu daha çok, çok soru soruyorsun, şeklindeydi. Kıza saatler geçiyor gibi geliyordu. Elleri yine, eski dansını yapıyordu. Eski bilindik. Şimdi elleri çocuğun nemli yanaklarında gezinirken, onları adeta kuruluyordu. Mavi gözleri, açılıp kapandığında; karşısındaki çocuğun resmen ağladığını anladı. Neler oluyordu? Çocuğun dudağını bıraktı. Hata elleri bile onun bedeninde değildi. "İkiz mi?" diyerek bir kahkaha koyuverdi alkol dolu odaya. Ne saçmalıyordu? Az önceki ilişkinin etkisinden çıkamamış mıydı? Şimdi; onu ikizi mi sanıyordu? Kendini, yatakta bulurken; bacaklarını karnına çekti. Yüzü o, hala alaycı gülümsemesinde takılı kalmıştı. Sigara uzatmıştı yine, aslında bunu yapmayı pek sevmiyordu. Alışmış olsa bile; yeniden içmenin verdiği tat boğazını kavuruyordu. İki sene önceki gibi, öksürmüyordu artık. İçine çekti, içine çekti ve bir süre ağzının içinde tuttu. Akfor hâlinde döndüğünü biliyordu dumanın. Dumanı batsın, diye düşündü. Dumanı batsın. "İkiz haa" bir yandan dumanı bırakıyor, bir yandan da tiz bir kahkaha veriyordu ona. Yüzü gergindi. Diğer A'nın sahibi o muydu? İkiz kardeşi mi? Gözleri dehşetle, yanındaki çocuğu süzdü. Onda, kendine ait bir şeyler arıyordu. Somut olarak birkaç kan izi vardı. Hayır, hiç benzemiyorlardı."Bunu bana açıklayabilir misin?" Dövmeden söz ettiği belliydi. Karşısındaki, o muydu? Ölen ikizi miydi? Her hafta mezarına çiçek bıraktığı ikizi mi? Hayır, sadece saçmalıyordu. Bu dövmenin eşi benzeri yoktu. Dionysius'un tarzına yön vermiş, gotik bir fontta yazılmıştı. Hayır, olamazdı. Sessizdiler, hatta ışığın cama vuruşu bile duyulabilirdi. Mavi gözleri, çocuğa döndü. "Nasıl yani? Bak, ikiz kardeşim olsan anlardım. Sonuçta, kardeşim olsan senden hoşlanmazdım. İsa, bunu bizden aldı. Hayır, kardeşin değilim hayır." Kafasını iki yana sallayarak içki şişelerinin olduğu vitrine attı kendini, değildi. Kafasını dağıtması gerekiyordu, hem de hemen. Zaten buraya niçin gelmişti? İçmek için. O hâlde tam sırasıydı. Cam korumalığı serçe parmağıyla açmış, sigarasını yandaki kül tablasına yerleştirmişti. Başı dönüyordu; az önce duyduklarından dolayı olabilirdi. Hala çıplaktı, üşüyordu. Şişenin üzerinde, adını bilmediği camı kaldırdı, hepsini dikmişti ağzına. Boğazı yansa da, aldırış etmedi. Hayır, kardeş değildiler, hayır.

Bu düşündükleriyle, cam şişeyi yine cam vitrine sertçe vurdu. Ne olduğunu bilmiyordu. Bir anda üzerine parçaların hücum ettiğini hissetti, gözleri kapandı. Haykırmak istiyordu. Haykırışı sadece "Biz kardeş değiliz!" olmuştu, hıçkırıkları artarken, kollarıyla yüzünü koruyordu, kardeş değildiler. Olmamalıydılar.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Luigi Orfeo D'Aloise
Slytherin 6. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 302
Yaş : 25
Galleon : 6049
Ekspresso Puanı : 1
Kayıt tarihi : 29/07/09

MesajKonu: Geri: Yataktaki Sürpriz Kardeş   Ptsi 17 Ağus. 2009, 23:59

Çaresizce dövmesini gösterip sözlerini söylemişti ama bir türlü ayaklarının yere bastığını hissetmiyordu. Bir şeyler düşünmek istediği anda ucundan tuttuğu her konu ellerinde kırılıp tuzla buz olmaktaydı. Karşısındaki kardeşiyse ne olacaktı peki? Kardeşi olup olmadığı konusundaki çekinceler devam ederken bir de kardeş oldukları sonucuna ulaşırlarsa düşünmeye güçleri yetecek miydi. Çok farklı, hazzın doruklarında bir sex deneyimi yaşadığı bu hırçın ve çekici kız kardeşi çıkarsa ne olacaktı. İkiziyle yatmış olmanın ağırlığı altında, etik değerlerden kaçmayla mı uğraşacaktı, yoksa az bir süre önce kendisine sıradışı deneyimler sunmuş bu güzelle yine beraber olabilmek için kafasındaki ensest kavramını kırmakla mı uğraşacaktı? Peki neden şehvetin kollarında sallanırken ilerisini düşünmemişti de şimdi düşünmeye başlamıştı. Kardeşi olduğu için yıllarca yanında olmamış olsa bile bundan sonra yanında olacağı için mi? Sorular zihnini delmekteydi ve bu sebeple suskunlaşmıştı. Dion da suskundu ve bu suskunluğunu ağlamaklı tümcelerle bozmuştu. "Nasıl yani? Bak, ikiz kardeşim olsan anlardım. Sonuçta, kardeşim olsan sendenhoşlanmazdım. İsa, bunu bizden aldı. Hayır, kardeşin değilim hayır."
Luigi zaten bir şeyler anlar gibi olmuştu haz içinde beraber eridikleri sırada. O insanın içini gösteren sex sırasındaki yüz halinde kendine ait çok şeyler sezmişti fakat hiçbiri somut değildi. Keşke anlatabileceği somut şeyler olsaydı da Dion'a onları anlatabilseydi. Çırılçıplak, ne olduğuna bakmadan cam korumalığı aralayarak aldığı şişenin yılgınca dibini gördükten sonra hızla vitrine indirmesi sebebiyle hıçkırıklar içinde yüzünü korumaya çalışırken "Biz kardeş değiliz!" diye haykırabilmişti.
Luigi sabırla yerinden kalktı, hıçkırıklar içinde ne yaptığını anlamadan duran Dion'u kollarına sarıp, ne zaman ne şartlar altında dinlediğini bilmediği ninniyi bilip bilmediğini öğrenebilmek için sessizce mırıldanmaya başlamıştı ki kocaman gözlerle kendini uzaklaştırdı Dion. Elinin kesilmesini umursamadan yerden bir cam parçası alıp Luigi'nin eline sıkıştırdı ve "Bana bak sonradan ikizim olan çocuk, şimdi o kahrolası dövmeyi kesiyorsun ve burada başlayan kardeşliğimiz burada bitiyor. Sakın tereddüte düşme yoksa bu cam, dövmeyi kesmek için değil yüzündeki yarayı genişletmek için kullanılmak zorunda kalır" deyip Luigi'nin yüzünde kurumaya yüz tutmuş yarayı emdikten sonra dudaklarına sert bir öpücük bırakıp yüzükoyun attı kendini yatağa. Çığlığını engelleyebilmek için çarşafı tomar yapıp ısırdı ve Luigi'yi baş işaretiyle dövmeyi kesmesi için uyardı. Luigi, hırçınlığının yine had safhasına ulaşan Dion'un etkisiyle ve tehditin soğuk yüzü sebebiyle dağınık saçların altındaki boyuna bir öpücük bırakıp Dion'un kulağına fısıldadı. "Eğer o bahsettiğin İsa koca bir yalan olmasaydı şu durum için ne derdi merak ettim. Çok özür dilerim şimdiden. Dion!" İkiz etkisinden kurtulmuş ve Dion demişti O'na. Parmak uçlarıyla dövmeyi siler gibi yaptı ve gerginliğinden dolayı gözlerinden süzülen bir damla yaşı dövmeye sürüp cam parçasını deriye iliştirdi. Dion acıdan ısırdığı çarşafı parçalamak üzereydi. Acı çektirmemek için elini acele tutmaya çalışıyordu. Nihayetinde dövmeyi en az zararla kesmeyi başarmıştı. Hızla eline geçirdiği malzemelerle yaranın dejenfekte edilmesini sağlayıp, sargılamıştı. Sargı işlemi de bittikten sonra ağzındaki çarşaf tomarını Dion, gülen bir yüzle Luigi'ye yanına uzanmasını işaret etti. Luigi, "eski" ikizinin yanına uzanırken kafasında bir adım ilerisi ile ilgili sorular vardı. Uzanıp Dion'un gözlerinde kendini bulduğundaysa, eski ikizinin ağzından dökülecekleri ve takınacağı tavırı düşünmeye başlamıştı. Kafasını buna fazla yoruyordu zira, Dion'un dediği şeyler içinden geçen fakat adına mantıklı olma dedikleri şey yüzünden bastırdığı şeylerdi. Ve Dion, ikizindeki hırçınlık ve asilikle o şeyleri kırıyor, mantık maskesini Luigi'nin yüzünden çekip alıyordu.

_________________

Ruhum, acılarını örtün.
Ağır mermer tabutlarda uyanacak zamandır.
Yenilmiş yaralar içindesin kocamış bunak
Artık ne kavganın tadı
Ne de aşkın dinmeyen fırtınası ulaşmaz sularına.
Somurtkan ve karanlık kapılarımı çalmayın artık
Ey hazların derinliği, duyumların ateşi elveda..

[center]Tanrıça?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsekspresi.editboard.com/bio-lar-f164/luigi-t6072.h
Dionysius Rudolphus
Slytherin 6. Sınıf Öğrencisi
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 37
Kan statüsü : Bilmiyor.
Galleon : 5994
Ekspresso Puanı : -5
Kayıt tarihi : 12/08/09

MesajKonu: Geri: Yataktaki Sürpriz Kardeş   Salı 18 Ağus. 2009, 16:40

Çocuk sabırla yerinden kalkarken, kızın kalbimdeki endişe sürüyordu. Onu kucağına aldı, sardı ellerini omzuna. Kız -ki kardeşi olsa- karışık duygular içerisinde bulmazdı kendini. Vücudunu esir eden sıcak hava dalgası; bir an önce oradan uzaklaş diyordu, uzaklaş. Kardeşi sarılıyordu. Artık bundan emindi; hem de çok fazla. Her şeyi anlatmamıştı ona, dövmenin anlamını bilmiyordu. Daha önce zihninden de defalarca geçirmişti bunu. Kafasını salladı, kulağına gelen ninniden irkilmişti. Kendini çocuğun karşısında buldu, birkaç saniyenin ardından cam parçasını elini tutuşturmuştu. Ne düşündüğünü bilmiyordu. Ağzından; birkaç sözcük gevelemişti. Çocuğun; endişeli bakışlarına karşılık verdi ve kurumuş yarayı adeta emdi, tadı fena sayılmazdı. Az önce diktiği alkolden daha iyiydi. Dudakları yavaş yavaş aşağıya inerken; yaşadığı bu gergin havanın belirtisi olarak; Luigi'nin dudaklarını serçe emdi, bu ona güven vermek içindi. Karnının, temastan dolayı kızardığını anlayabilecek kadar ayıktı; alkol etkisini henüz göstermemişti. Kendii yatakta buldu, sanki hayatını kesitler halinde yaşıyordu. Önce tomarladığı çarşafı elinin altına aldı; ardından birkaç işaretle işe koyulmasını istedi. Çocuk, eskisi gibi öpmüyordu. Boynuna kondurduğu hafif öpücük -yine de- kızın kendinden geçmesini sağlamıştı. "Eğer o bahsettiğin İsa koca bir yalan olmasaydı şu durum için ne derdi merak ettim. Çok özür dilerim şimdiden. Dion!" İlk önce, dövmesinin bulunan yerini okşar gibi yaptı. Ürkmemek elde değildi. Az sonra; derin bir kesikle acı çekecekti. Akıtmadığı kadar kan akıtacaktı; salaklık yaptığını düşünüyordu. O harfin ne zararı vardı? Bir daha seks yapacaklarsa, Luigi'yi rahatsız mı edecekti? Cevabını bilmediği sorular karşısında, yanlış çözüm önerileri veriyordu hayata.

Camın keskin ucu, yavaş yavaş tenine değiyordu. Henüz, acısını hissetmediği için dişlerini geçirmemişti, çarşafa. Kaskatı kesildiği belliydi, kasları seyiriyordu. Gözleri açıktı; inanışı vardı onun. Kapatmakla, acı daha da artıyordu. Cam battı, acıyı ağır ağır ve fazlasıyla hissediyordu, bu ne zaman bitecekti? Çarşafı dişledi, çekti; çekiştirdi. Yırtılacaktı neredeyse. Midesi bulanıyordu. Cam yavaşça teninden çekilirken, garip hissetmişti. Öğürmek istiyordu; kanın akışı tenini rahatsız ettikçe kusmak. Kussa, belki acıyı unutabilirdi. Gözlerini kapattı, çocuk oluşan yara ile ilgilenirken dudakları gerilmişti, gülümsemeye çalışıyordu. Yanına, isteğiyle, uzanan Luigi'ye, -kardeşçe- bir şeyler söylemek istiyordu. Onu sakinleştirecek şeyler. Kardeşiyle yatmanın psikolojisi altına girmek; kötüydü. Sonuçta, insan kendini kirli hissederdi. Aynısını hissediordu, kesinlikle. "Ee, şey. Yanlış soru olabilir; ne hissediorsun?" Gözleri az önce ısırdığı çarşafta olmasına rağmen, tek bir tepki alsa bakacak haldeydi. Ne yaparsa yapsın; artık bir öneminin olduğunu sanmıyordu. Luigi'nin elini, kucağına aldı; parmaklarıyla oynuyordu teker teker. Bebek gibi. Rahatsız olmuşa benzemiyordu. Belki de kız, bu tepkiyi almaktan korktuğu için öyleydi. Acıyı resmen unutmuştu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Luigi Orfeo D'Aloise
Slytherin 6. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 302
Yaş : 25
Galleon : 6049
Ekspresso Puanı : 1
Kayıt tarihi : 29/07/09

MesajKonu: Geri: Yataktaki Sürpriz Kardeş   Salı 18 Ağus. 2009, 18:25

Kafası bomboş olmuş Dion'un gözlerine akmak isterce dikmişti bakışlarını. Yüzünde, şeker katılmış ekşili bir şeyler yemenin, içmenin sıradışı ifadesi vardı. Evet istediği şey buydu. Nerden, nasıl geldiğini bilmediği, gökten düşer gibi gelen ikizi yerin dibine iterek, Dion'la olmak istiyordu. Dion'u, ikizi olmasına izin vermeyecek kadar benimsemişti ve O'nu ikizine tercih etmeyecek kadar da bencildi. Kendisindeki dövmeyi kesseydi keşke ama Dion izin vermemişti. Belki yüzünde açtığı yarayı telafi etmek için böyle istemişti. Her ne olduysa olmuştu ve şu an zehrine kendini teslim ettiği, karanlık sularda beraber taştığı, aykırılığın sınırlarında tahrik olduğu Dion ıslak gözlerle kendine bakıyordu. Bir an için yüzündeki ifade çekingenleşti ve yayvan dudaklarını hareket ettirdi. "Ee, şey. Yanlış soru olabilir; ne hissediorsun?" Yanlış bir soru değildi bu aslında. Sadece hırçınlığından uzaklaşmış olan Dion'un masum ve belki de gerekli sorusuydu. Luigi ne hissediyordu? Hissettiği şeyi tahmin etmek zor değildi aslında. Eğer kendini kötü hissetse bulunduğu ortamdan hızla kaçar giderdi. Fakat kaçmamıştı. Dion'la yaşadıkları tehlikeli çekime ve onun şehvetine bırakmıştı kendisini. Ve kendisini bıraktığı o durumdan almak istese bir saniye bile durmaz kurtulurdu o ortamdan. Şaşkın kız, her ne kadar küçüklükten bu yana etik dışı olarak öğrendikleri bir şeyi yapmanın karışıklığını ve ağırlığını hissetseler de, bunu yapmak istediklerini ve pişman sayılmadıklarını kendisi de biliyordu pekala. Belki, kendi hislerini hissedip hissetmediğine dair onay istemişti tek vücut olduğu ve olmak istediği adamdan. Ve Luigi o onayı vermek için Dion'un oynamakta olduğu elini, O'nun yanağında gezdirip, kulağının hemen arkasından, saçlarını parmak arasına alacak şekilde başının arka tarafına getirdi. Son öpüşlerinde düşürdüğü arzunun farkına varmış olan Dion'a, O'nu baştan çıkaran ilk öpücüklerinden birini uzunca armağan etti. Sıcak nefeslerin neminde ayırılıp yanan gözlerle birbirlerine baktıklarında Luigi parmaklarını Dion'un dudaklarında, kulak memesinde, alnında gezdirirken odayı dolduran hırıltılı bir sesle konuştu. "İkizimi buldum bu yatakta. Ve O'nun isteği üzerine yine bu yatakta öldürdüm. Benim istediğim kahrolası bir sonradan çıkma ikiz değil sensin!" Ortak hislerini söylediğini düşünüyordu bu cümlerle. En azından kendi hisleri buydu ve gözlemlerinden doğan tahminleri Dion'un hislerinin bunlar olduğu yönündeydi. Bir an için, içine acı bir ateş düştü. Yoksa Dion öyle düşünmüyor muydu? Dövmeyi kazıtmasının sebebi yapmış olduklarının lekesini ortadan kaldırmak için miydi? Bu odadan çıkarken Luigi'ye gizlenilmesi gereken bir ikiz olarak mı bakacaktı? Hayır, eğer öyle bakarsa Luigi sarsılacaktı çünkü O'nun ikiz olarak bakması demek, Luigi'nin ikizini arzulaması demekti. Fakat O da ikizliği öldürmüş olarak bakarsa durumları, birbirini arzulayan ikizler değil, ikizliklerini öldürmüş birbirini arzulayanlar olacaktı. Aradaki ince fark terimsel olarak ensest kavramını kaldırmasa da, duygusal olarak ensest diye bir şeyin söz konusu olmamasını sağlıyordu. Evet, yaptıkları şey ensestti fakat hissettikleri şey ensest değildi. Aklını aniden kurcalayan hatta kemiren o sorunun cevabını öğrenmek için bir soru sormalıydı ve elini yavaşça çekerek doğrulduktan sonra sorusunu cam kırıklarına, yatağın dibinde duran, kesilen deriyi sakladıkları sandukaya, duvarlara, kısacası çizgileriyle gözlerini batan ger şeye haykırmıştı. "Yoksa sen de öyle düşünmüyor musun? Dion!" Zamanı durdurmak, zihinlerle oyuncakmışçasına oynamak o an için mümkün olsaydı hiç çekinmeden yapardı. Belki başkaları bu hırsına gözü dönmüşlük diyebilrdi fakat Luigi'nin vereceği cevap basit ve netti: Hayır. Bu, Dion'la aramızdaki çekimin eseri! Durduğu yerde bunalıp hızla yataktan fırlayıp kırılmış camların arasında sağlam bir şişe aramaya koyulmuştu ki gözleri Haut Brion yazısıyla ışıldadı. Emekleyerek kendini duvara attı ve bakışlarını Dion'a dikerek bekledi.
















_________________

Ruhum, acılarını örtün.
Ağır mermer tabutlarda uyanacak zamandır.
Yenilmiş yaralar içindesin kocamış bunak
Artık ne kavganın tadı
Ne de aşkın dinmeyen fırtınası ulaşmaz sularına.
Somurtkan ve karanlık kapılarımı çalmayın artık
Ey hazların derinliği, duyumların ateşi elveda..

[center]Tanrıça?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsekspresi.editboard.com/bio-lar-f164/luigi-t6072.h
Dionysius Rudolphus
Slytherin 6. Sınıf Öğrencisi
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 37
Kan statüsü : Bilmiyor.
Galleon : 5994
Ekspresso Puanı : -5
Kayıt tarihi : 12/08/09

MesajKonu: Geri: Yataktaki Sürpriz Kardeş   Salı 18 Ağus. 2009, 19:08

Duygularını bastırabilecek bir duygu daha yoktu. Aslında, şuan yaşadıklarına duygu da denemezdi. Çukur vardı önünde; görmeyen gözlerle bakıyordu çevresine. Sağ ayağı; kesinlikle sağ bacağı; diğerinden daha hevesliydi burada çürümeye. Kaç saattir buradaydı; buranın sıcak havası boğazını yakıyordu bilmiyordu. Lanet olası bir zevk için; şehvetli saatler geçirmiş olabilirdi. Belki, böylesini asla yaşamıyacaktı dünyada, yaşamak istemezdi o halde. Bunları öğrenmiş olacaksa. Evet, herşey bir kabustu. Gözlerini kapatmalıydı, aklından geçirdiğini yaptı. Açtığında, Luigi'nin öpüşlerini hissetti teninde. Düşünmemesi gerekenleri düşünüyordu. Kirli hissediyordu; belki sadece karşısındaki kardeşi olduğu için değildi. Daha reşit olmadan bunları yaptığı içindi. En önemlisi, büyük babasının bu kadar nasiyatini taşırken, yaptıkları... Titredi birden; ayaklarını birkaç saniyeliğine hissedemedi adeta. Karnına çekti onları, çevresine bakındı.

Neler mi vardı? İçkiler, bir ton içki. Rengarenk vitrinler, aynalar, portreler... Kan izleri vardı döşemede. Kaynağı onlardı. Ayrıca, parçalanmış ve dört yana dağılmış camlar. Hatta bunların sebep olduğu duvar kağıtlarındaki çizikler de cabasıydı. Ruhunda az önce artmış çizikler gibi, sanki durmadan çoğalıyorlardı. Kaç tane olmuşlardı, dokuz yüz mü? Ya da, daha mı fazla? Dionysius; kafasını çok fazla karıştırdığının farkına vardı. Oysa, sorusunu sormasının ardından birkaç dakika geçmişti. Luigi'nin cevaplaması için geçen birkaç dakikaydı sadece. Elleri hala bedeninde geziyordu, yine öptü onu. Psikolojileri, sadece öpüşmeye bağlıydı. Öpüşerek hallediyorlardı iletişimlerini. Evet, kesinlikle öyleydi. "İkizimi buldum bu yatakta. Ve O'nun isteği üzerine yine bu yatakta öldürdüm. Benim istediğim kahrolası bir sonradan çıkma ikiz değil sensin!" Aslında cümlesine anlam veremedi, öpmek istemişti onu. O sadece içki almak için kalkan adamlara benziyordu. Kalkışı sallantılıydı. Dionysius'un beyni gibi. Öldürmüş müydü? Evet. Kıçındaki dövmeye bağlıydı kanları, onu kazırken öldürmüştü. Kanları? Yani, aralarındaki bu düğümü çözmek için kız; kanını mı akıtacaktı? Gerekirse bunu da yapabilirdi. Sonuçta, vaftiz edildiğini biliyordu. "Yoksa sen de öyle düşünmüyor musun? Dion!" Bulunduğu yerden; adeta bağırmıştı. Kulaklarını kapamak için hücum etti; bağırmalara dayanamıyordu. Ona bağıranlar karşısında, genelde acizdi. Sürekli, ona bağıranlara karşı... Parmaklarıyla, dizini sıktı. Sakindi, sakindi. Elbette, Dionysius'un düşünceli tavırlarına karşı bunu sormuştu. Nasıl düşünüyordu, çocuk? Ne demişti? Hepsi aklında mıydı sanıyordu? O da yataktan inerek, çocuğun yanına doğru ilerledi. Olabildiğince kırıklara basmamaya çalışıyordu. Gözleri, çoğunlukla onu izlemiyordu. Belki de utançtandı. Neyin utancı? Sanki birbirlerine böyle tutkuyla sarılırken kardeş olduklarını biliyorlardı! Aklına gelen bu düşünceyle elini sıktı, tırnakları avcuna geçmiş olmasına rağmen; kanamadıklarına emindi. Yutkundu, yanına oturdu çocuğun. Onu izleyen gözlerle birleştirmişti gözlerini. Az önce; acısını hissetmediği avcunu koymuştu onun yüzüne. "Sence nasıl düşünüyorum?" dedi; Luigi'ye cevap vermeden dudaklarını onunkilere yapıştırdı. Hissettikleri ne aşktı, ne sevgi. Sadece; birbirlerine karşı hissettikleri bedenlerinin çekim gücüydü. Hem de fazlasıyla. Bunun izinde, Dionysius, diğer elini çocuğun ensesine yerleştirdi. Dudaklarına bastırıyordu onu. Belki de, onunla yapmak istediği bu olmalıydı. Abi-kardeş olmak değil. Ömrü boyunca tek başına yaşamıştı. Hayır, o kardeşi değildi. En azından artık değildi. "Benim ikiz kardeşim yok." Elleriyle onu kendisinden ayırmıştı, burunları değiyordu birbirine. Konuşmanın etkisiyle hareket eden dudakları; onunkilere sürtmüştü. Gözleri; sadece onun nemli dudaklarını izliyordu. Nefesini, onun yüzüne vuruyordu, sadece ona.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Luigi Orfeo D'Aloise
Slytherin 6. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 302
Yaş : 25
Galleon : 6049
Ekspresso Puanı : 1
Kayıt tarihi : 29/07/09

MesajKonu: Geri: Yataktaki Sürpriz Kardeş   Salı 18 Ağus. 2009, 20:57

Yüksek sesli bir soruydu sorduğu. Ses telleri dinlenmeye çekildiğinde sessizliğin içinde gömülü halde Dion'a bakıyordu. Sağlam şişelerin arasında görünce gözlerinin ışıldadığı Haut Brion'un dibini hızla görmüştü. Aslında gözlerinin ışıldaması boşunaydı. O an için alacağı alkolde kalite farketmiyordu. Hiç olmayacak zamanda hiç olmayacak şekilde davrandığı, belki an itibariyle alkol almayı hiç düşünmediği halde elini doldurmak, belki bir şeylerle uğraşıyor gibi görünüp kafasının tamamını o konunun işgal etmediği izlenimi vermek istiyordu. Bu izlenimi verme isteğini de anlamamıştı ya, karşısındaki biyolojik olarak kardeşiydi ve şu odaya girdikleri andan itibaren yaşadıkları O'nu fazlasıyla her şeyi bilmesi gereken insan sınıfına terfi ettiriyordu. Yataktan kalkıp yanına oturan Dion'un yüzüne bakmaya çekiniyordu fakat ellerini sıktığını hissettiğinde istemsizce, bakma gereksinimi duymuştu. Ve şimdi az önce ellerini sıkarken tırnaklar tarafından işgale maruz kalan bir avuç, yüzüne yapışmış, ufak ufak kanını bulaştırıyordu. Belki bu bir mesajdı Luigi'ye. İlişkilerinin nasıl zorlu geçtiğini anlatmaya çalışıyordu. İkiz olduğumuzu öğrenmemizle kanamaya başlamıştık ve ikizimizi öldürürken biraz yüzümüze bulaştırmıştık onu. Yüzümüzdeki bu kanın anlık da olsa ikizimizin cesedinin arkalarda bir yerlerde olduğunun hep aklımıza gelceğini mi ifade ediyordu. Hayır, olayın tazeliğine rağmen tutkunun elinden kendilerini kurtaramazlarken, şehvet içinde bedenlerinin çekimine karşı koyamazken, ikizliğin öldüğünün kanıtı, o dövmeli deri parça çürüdükten sonra akıllarına bile gelmeyecekti ikizlikleri.
Sence nasıl düşünüyorum?" Luigi sözleri zihninde anlamlandırmaya başlamadan Dion, gece boyunca ateşlerini paylaştıkları şekilde, yine dudaklarının sıcağıyla Luigi'nin dudaklarındaki nemi buhar etmekteydi. Ensesinde hissettiği el kendisi Dion'a iyice kenetlemişti ve o an Luigi kendini sonsuzlukta buldu. Orası öyle bir yerdi ki ne kardeş vardı ne de başka bir akraba. Ne yasaklar vardı, ne de kurallar. Ne madde vardı ne de onun ruhu hapseden katı köşeleri. Sonsuzluğun fluluğunda belirsiz sularda kulaç atarken benliğini Dion'a çoktan altın tepsi içerisinde sunmuştu. Düşünceleri bir kenara itmişti ki Dion'la girdiği sonsuzluktan yine Dion'un sözleriyle çıktı. "Benim ikiz kardeşim yok." Tekrar düşünmesi gerekmişti Luigi'nin ve sonsuzluktan çıkmasından dolayı huzursuz olmuştu. Oradaydılar ve çekimleri ile tek vücutçasına dengesiz ateşlerde erimekteydiler. Konuşurken kıpırdayan dudakları Luigi'nin gıdık almasına sebep olmuştu fakat bu, o an içerisinde ufaklardan daha ufak bir ayrıntı olarak kalmıştı. Dion'un nefesleri yüzünün nemini artırıyordu. Evet, ikiz olmadıklarını kabullenmişti fakat nasıl ve ne için kabullendiği sorusu doğuvermişti birden. Yaptıklarının yükünü omuzlarından atabilmek için mi söylemişti bunu, yoksa, şu an yaptığı davranışlar gerçek hisleri olduğu için, hep nefeslerinin sıcaklarında böyle erimek için ve O'ndan vazgeçmemek için mi söylemişti? Uzun geçeceğini düşündüğü gece uzamaktaydı fakat yayın akışında değişiklik yapılmıştı ve oynamakta olan film için, ruh sağlığına zararlı içerik işareti gibi bir işaret oluşturulmalıydı. O uzun gecedeki diyaloglarının büyük kısmını oluşturan sorulara bir öge daha eklemişti sakince. "İkiz kardeşinin olmama sebebi yaptığımızın yükünden kaçma isteği mi yoksa nefeslerimizin şu anki gibi ilerde de birbirine karışmasını istediğin için mi?" Biliyordu aslında, gözlerindeki ateşten hissediyordu bunu. Dion'un hissettikleri de kendininkilere paraleldi. Yoksa hemen aralarında soğuk bir itici elektrik oluşurdu. Luigi bunun böyle olduğuna bütün içtenliğiyle insanıyordu. Ya da öyle sanıyordu...


_________________

Ruhum, acılarını örtün.
Ağır mermer tabutlarda uyanacak zamandır.
Yenilmiş yaralar içindesin kocamış bunak
Artık ne kavganın tadı
Ne de aşkın dinmeyen fırtınası ulaşmaz sularına.
Somurtkan ve karanlık kapılarımı çalmayın artık
Ey hazların derinliği, duyumların ateşi elveda..

[center]Tanrıça?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsekspresi.editboard.com/bio-lar-f164/luigi-t6072.h
Dionysius Rudolphus
Slytherin 6. Sınıf Öğrencisi
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 37
Kan statüsü : Bilmiyor.
Galleon : 5994
Ekspresso Puanı : -5
Kayıt tarihi : 12/08/09

MesajKonu: Geri: Yataktaki Sürpriz Kardeş   Çarş. 19 Ağus. 2009, 13:22

Duyguları karışıktı, bunu anlamak güç değildi. Onlar arasındaki çekim, sadece ihtiyaçtan doğmuştu. Aynı dönemde oldukları için birbirlerini anlamaları gayet normaldi. Sınavlar, dersler ve daha nicesi. Neredeyse kafalarını sıradan kaldıramaz; ihtiyaçlarını gideremez olmuşlardı. Bu, onları erken gelişime itiyor; bazen ruhları bedenlerinden bir-iki adım önde gidiyordu. Bedenlerini düşündüklerinde; böyle bir ilişkinin onlara zararlı olacağı kesinlikle söylenirdi biri tarafından. Başka bir yönden bakılırsa, ki onlar böyle görecekti, ruhlarını besliyorlardı böyle küçük şeylerle. Birkaç gün, hatta saat geçecekti ki kendilerini parşömen başında bulacaklardı. Belki de, yalnız olmaları bunun göstergesiydi. Hayattaki hiçbir kavram; onların ruhunu doydurmaya yetecek güçte değildi. Onlar farklı düşünüyorlardı, diğerlerinden çok farklı. Yaşıtlarına göre gayet mantıklıydılar; az önce farkettikleri kan bağı; onları afallatmıştı. Tahminlerince, ikisi de gül evlat gibi yetişmişti. Tek çocuktular, buna alışmışlardı. Kardeş nedir, nasıl hissettirir; belki de bilmiyorlardı. Bu onları yanlız olmaya ve bencilce düşünmeye itmişti. Birbirleriyle yattıklarında, hayatlarında daima yanlarında olması gereken kişiyle karşılaşmaları; normal imkanlarda delirmelerine bile yol açabilirdi. Belki de, Dionysius deliriyordu. Hiç de mantıklı düşünmemesi, bunun göstergesiydi. Din, ona inanıyordu. Çünkü korktuğunda sığınacak kimsesi yoktu onun. Kendince -hayal- bir kahraman yaratmaktansa, var olduğuna inanılan birilerine sığınmalıydı. Tanrı boy gösteriyordu burada. Ona dua ediyordu bazen, bazen klisede günah çıkarıyordu. Bildiği tek şey inançtı. Büyük annesi, ikizinin öldüğünü söylediğinde bir şey hissetmemekle kalmayıp; bir gün onu bulacağına inanıyordu. Gittiği mezar taşına bile inanmıyordu. Ama, karşılaşma böyle olmayacaktı. Olmamalıydı. Abi demek isterdi ölmüş ikizine, abi. "İkiz kardeşinin olmama sebebi yaptığımızın yükünden kaçma isteği mi yoksa nefeslerimizin şu anki gibi ilerde de birbirine karışmasını istediğin için mi?" Düşüncelerinden sıyrılmıştı, sadece bir an için. Mantıklı bir cevabı yoktu, olamazdı. Hem içmiş; hem de delirmenin eşiğindeydi. Uçurumdu şuan bulunduğu yer. Elleri, sıkıca tutarken kırılmak üzere olan dalı, bacakları yer yüzüne doğru çırpınıyordu; çaresiz bi balık gibi. Elleri ne kayıyordu, ne de tutabiliyordu. Bazen kapkara perçemleri kapatıyordu önünü; gidecek bir yol bırakmıyordu ona.

Gözlerinin dolduğunu hissetti; olabildiğince açık kalacaktı göz kapakları. Onların yanaklarından süzülmesini ve ardının gelmesini istemiyordu. Belki de mavi gözleri, rengini iyice açacaktı; yanakları ve gözleri kızaracak, o iğrenç fahişe ruhlu kadınların maskesini, birazdan o takacaktı. İlk ilişki; onlara zor gelirdi her zaman. Kendilerini suçlu hisseder ve bu batağa nasıl girdiklerini düşünür dururlardı. İlişkiden sonra, sigara yakarlardı iki parmaklarının arasına. Bu suçtan korunmak için. Karşısındaki de; sigara gibi tehlikeli bir yaratıktı. Ona dokundukça canını acıtıyor; uzak kaldıkça öldürüyordu. O dövmeyi, konuşulanları, kanı... Her şeyi unutmak için baktı onun gözlerine. Ellerini çekerken birer birer, sorunun cevabını kendinde aradı. Onu mu istiyordu? Cevabı evet miydi? "Nefesimin sonsuza kadar seninle olmasını istesem de; damarlarımda akan kan her geçen gün canımı yakacak." Uzun uzadıya söylemenin bir anlamı yoktu, her şey bu cümleyle açıklanıyordu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Luigi Orfeo D'Aloise
Slytherin 6. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 302
Yaş : 25
Galleon : 6049
Ekspresso Puanı : 1
Kayıt tarihi : 29/07/09

MesajKonu: Geri: Yataktaki Sürpriz Kardeş   Çarş. 19 Ağus. 2009, 23:52

Bütün içtenliğiyle inanıyordu. Ya da inandığını sanıyordu. Fakat inanmasının bir şeyleri değiştiremediği gerçeğini unutmaması gerekiyordu. Zihni tamamen iflas etmişti. Kafatasının içinde taşıdığı şeyin beyin değil de haşlanmış karnıbahar olduğu hissine kapılmaktaydı. Ellerini yüzünden çeken Dion'a tanımadığı biriymiş gibi boş gözlerle bakıyordu. Gözlerindeki odaklanma zorluğu aklının donmasının bir sonucuydu sadece. Odaklandığı noktaya bile sadece odaklanıyordu. Gözü ışığı alıyor, evirip çeviriyor, işliyor ve yorumlanacağı kağıya getirip bırakıyordu. Yorum yapmakla görevli beyninin türdeşlerinden daha yoğun çalışan memurları yorgunluktan düşüp bayıldığından ötürü, o kapıyı açıp yorumlanmak üzere gelen postayı alamıyorlardı. Hoş, alsalar da yorumlayabilip yorumlayamayacakları su götürürdü. Boş bakışlara sahipti fakat kulaklarının hala işlevini yerine getirmekte olduğunu Dion'un sesiyle farketti."Nefesimin sonsuza kadar seninle olmasını istesem de; damarlarımda akan kan her geçen gün canımı yakacak." Gözlerinde algı kalitesinin aksine havadaki ses titreşimleri son sürat kulak kepçesine doluşmuş, sıralamalarını bir türlü yapamadığı kulak zarı, üzengi örs çekiç ve aklına doluşan orta kulak, sıvı, denge gibi kavramların çorbasından geçmişti. Gözlerindeki odaklanmayı bir anda yeniden kazandı. Dion intihar mı edecekti? Hayır bu kadar basit düşünmemeliydi. İntiharın ölmekten korkmamak mı yoksa hayatla savaşmaktan korkmak mı olduğu sorusunu kendisine defalarca sormuştu. Yeni sorular üretmiş, yeni cevaplar vermişti fakat kendisini kesin sonuca getirecek noktaya ulaştığında durmuştu çünkü kendisi için kesin sonuca ulaştığında, onu çekinmeden yapardı. Bıraktı kurcalamayı, sadece o an için onu yapmak istemediğini biliyordu ve başkalarında görmeye de katlanamıyordu.
O gecenin tablosunun parlak detaylarını oluşturan cam kırıkları nerdesin her yerdeydi. Bu sebeple hiç yerinden kıpırdamadan sol elini uzatıp bir cam parçası aldı. Yavaş yavaş aydınlanmaya başlayacağının sinyalini veren gökyüzüne bakışına ikinci bir cam daha katmıştı. Ufak parçayla odanın camındaki gökyüzü görüntüsüne bakmıştı. Sonrasında, hareketli, sevinçli bir şarkıyı mırıldanarak camı tuttuğu elinin ait olduğu sol kolun dirseğini karnına dayayarak kırılmış durumda açtığı bacaklarının arasında, elinde duran cam parçasını bir ayna gibi kullanmaya teşebbüs etti. Saç eliyle kısacık saçlarına şekil verirmiş gibi hareketlerde bulunduktan sonra bacaklarını uzattı.Sağ bilekleri tavana bakacak şekilde kolunu dizinie hafif çaprazlayarak yerleştirdikten sonra cam parçasını kolunun iç taraflarında, kesik açmaksızın gezdirdi. Tüyleri teninde dolaşan soğuk ve sert cam parçasından ötürü diken diken olmuştu ki sert bir hareketle damarlarına paralel şekilde fakat damarlarını kesmeyecek bir noktada camı etine geçirdi. Eğlenceli şarkısını ısrarla söylemeye devam ediyordu ki camı etinde kaydırmasıyla şarkısı bölündü. Camı fırlattı odanın kirliliğine ve Dion'a döndü. Bir süre hiç konuşamadı. Damarını kesmediği için yavaş akmakta olan kan belli bir birikmişliğe ulaştığında annesinden şeker isteyen bir çocuğun gözlerini takınarak konuştu. "Canını yakacak kanın bir kısmı dövmeyle aktı. Şimdi de kalanını akıtıyorum. Bu kan ki, onun ikizimi tamamen yerin dibine yollamasını ve Dion'umun kendisine zarar vermeyip yanımda kalması için yeryüzüne çıkmış hayattır."
Nedense kendisini kanı acıyı seven bir tarikatın ayininde gibi hissediyordu kendini. Aslında haksız sayılmazdı çünkü içlerinin için için kanadığı bu gece, o akan kanlar sadece birer dışavurumdu. Ama hepsi bir tek şey içindi; ikizi öldürmek. Elinin iyice yatgınlaştığı pansuman işine sarılmıştı kolunu tedavi etmek için. Kolundaki sargıyı kendisine yakıştırmıştı. Böyle bir şeyler giymeliydi ara sıra. Ve dilindeki eğlenceli şarkı, içindeki fırtınaya inat savrulmamış bir radyo anteniydi. Cızırtılıydı, aslına bakılırsa şarkı ne kadar eğlenceli olursa olsun acıklıydı bu cızırtıdan dolayı. Yatağın ucunda oturmuş ağzındaki o şarkıyla Dion'u seyrederken yüzünde bir tebessüm belirdiğinde çoktan çarşaftan yırttığı parçalardan, camlardan ayağını koruyacak tatlı bir ayakkabı yapmıştı bile. Yerinde hafif sağa sola zıplamayı andıran kaykılmalarla başını kaykılamalara paralelce sağa sola yatırarak kırılmamış olan üst raflara gitti ve ordan bir kadeh ve ne olduğuna bile bakmadığı iki şişeyi alıp yatağa oturdu. Ufak bir cam parçasının bir yüzünü kanıyla boyadı. "Bak Dion, kanlı gelirse kucağımın sağındaki, temiz gelirse soldaki." Diyip bozuk para misali havaya fırlattı camı. İlginç olan şuydu ki cam yere düştüğünde sivriliğinden dolayı nerdesin dik açıyla zemine saplanmıştı. Sırıtarak birbirlerine baktılar. Luigi hemen şen bir kahkaha atarak "Eski şişe!" diye haykırdı. Uzanıp yarılamış olduğu Haut Brion şişesini aldı. Getirdiği kadehi kanlı parmak izleri bırakarak teslim edecekti ama buna kafasını bozmuyordu hatta gülmek bile istiyordu. Kadehi şaşkın fakat tebessümlü bakışlarla kendisini izleyen Dion'a teslim etti ve şişeyi kaldırıp "Öldürdüğümüz ikizlerimize!" dedi. Dion da yüzündeki şaşkın gülücükle kadeh kaldırmıştı. Luigi nefessiz kaldı, nefessiz kalmasını sürdürdü, boğulma noktasına geldi, boğulma noktasında kapısına dayanan ölüme 5 saniye daha işareti yapıp süresi dolar dolmaz şişeyi indirdi. Dion'un gözlerinde ruhuyla canlı yayın kurmaya çalışırken dudaklarında alkolün etkisinin o gece aldığı çokça alkolün yavaş yavaş başlamasıyla beliren kıvrık bir gülümseme, göz kapaklarındaysa kısıklık vardı.

_________________

Ruhum, acılarını örtün.
Ağır mermer tabutlarda uyanacak zamandır.
Yenilmiş yaralar içindesin kocamış bunak
Artık ne kavganın tadı
Ne de aşkın dinmeyen fırtınası ulaşmaz sularına.
Somurtkan ve karanlık kapılarımı çalmayın artık
Ey hazların derinliği, duyumların ateşi elveda..

[center]Tanrıça?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsekspresi.editboard.com/bio-lar-f164/luigi-t6072.h
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Yataktaki Sürpriz Kardeş   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Yataktaki Sürpriz Kardeş
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: İhtiyaç Odası-
Buraya geçin: