AnasayfaEkspresGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yıldönümü ve Yoldönümü

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Albert Sven Hallstad
The Puzzle Ortağı
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 319
Yaş : 26
Kan statüsü : Safkan
Galleon : 6372
Ekspresso Puanı : 13
Kayıt tarihi : 27/04/09

MesajKonu: Yıldönümü ve Yoldönümü   C.tesi 03 Ekim 2009, 20:56

    +1960 kışı, akşam saatleri
    -Fontjoncouse Otel'in bahçesinin gözden uzak bir köşesi
    +Albert Sven Hallstad, Nicole Marissa Magdalene
    -Bulutsuz hava, mevsim normallerinden sıcak

_________________

Hayatın anlamı ne çabuk değişirmiş. İkiydik, üç olduk. Tek kalpte birleştik.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Albert Sven Hallstad
The Puzzle Ortağı
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 319
Yaş : 26
Kan statüsü : Safkan
Galleon : 6372
Ekspresso Puanı : 13
Kayıt tarihi : 27/04/09

MesajKonu: Geri: Yıldönümü ve Yoldönümü   C.tesi 03 Ekim 2009, 21:58

Bazı tarihler vardır, hayatta önemi büyük olan. Tarihler savaşlar bitirir, savaşlar açar. Ayrılık getirir, insan ayrırır, birleştirir. Ve hatta insanları birbirine perçinler. Albert ve Nicole için de bugün o tarihin günüydü. Birbirlerini kuvvetle seven bu çift tam iki yıldır beraberlerdi. Aşklarının gücü kendilerini aşmış ve yeni bir bedene daha hayat vermişti. Küçük bir beden, yalnız ikisinin anlayabileceği şekilde sevdikleri bir beden. İki yılın nasıl geçtiğini anlayamamışlardı. Otelin açılışındaki duyguların dışa vurumuyla ikisi de gerçek yaşantılarını bulmuştu. Şimdi ise kutlama vaktiydi. Albert sabahtan özel bir şeyler hazırladığını Nicole'e söylemişti; ancak merak ettiğini bildiği ve sürpriz olmasını istediği için onu neler beklediğini anlatmamıştı.

Sol kolunu kaldırıp sattine baktı. 18.26. Nicole her an burada olabilirdi. Gelip gelmediğini kontrol etmekten vazgeçip masada bir eksiklik var mı diye arkasını döndü. Sadece camdan yapılmış masa yüksek sabah bahçenin bu köşesini ayırmak için yükseltilmiş çalıların arasında ışıldıyordu. Üzerinde ince, krem-beyaz bir masa örtüsü duruyor, masanın ışıltısını ortaya koyuyordu. Kenarları gümüş kaplama şık servisler masayı şenlendiriyordu. Açık renkli ve kokulu mumlar havada duruyor, saatlerdir yanıyor olsalar da büyülenmiş oldukları için bitmiyorlardı. Masanın iki ucunda yüksek arkalıklı, beyaz ahşap oyma ortaçağ tahtı duruyordu. Tahtların olduğu kenarlar haricinde masanın kenarlarında her birinde tek bir çiçek olmak üzere orkideler ekiliydi. Kimsenin çalmadığı bir piyano ve çello kendi kendine ezgiler çıkarıyor, küçük bahçeye cennetten gelen bir melodi yayıyordu. Hava açıktı. Yıldızlar açık seçik görülüyorlardı. Sanki bu gece hepsi daha bir fazla parlıyordu. Ancak Albert Nicole eldiğinde gökyüzündeki pırlantaların sönükleşeceğini, bahçeden şıklar yükseleceğini biliyordu. Tekrar saatine baktı. 18.29. "An meselesi." diye düşündü. Nicole'ün burayı bulmaması için özel bir büyü yapmıştı. Nicole ne zaman buraya yaklaşacak olsa aklına yapması gereken bir şey geliyor ve uzaklaşıyordu. Ancak bu büyünün bozulmasına sadece bir dakika kalmıştı ve büyünün son işlevi Nicole'ün burayı gelmesini sağlayacak bir bahane yaratmasıydı. Derken bahçıvanın ileriden ona işaret vermekte olduğunu fark etti. Nicole'ün gelmekte olduğunun işaretiydi bu. Lacivert takımını düzeltti, yakasını kontrol etti ve Kadınını beklemeye başladı.

_________________

Hayatın anlamı ne çabuk değişirmiş. İkiydik, üç olduk. Tek kalpte birleştik.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nicole Marissa Magdalene
Fontjoncouse Otel Ortağı
avatar

Kadın
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 4533
Yaş : 25
Kan statüsü : Safkan
Galleon : 7601
Ekspresso Puanı : 75
Kayıt tarihi : 02/07/08

MesajKonu: Geri: Yıldönümü ve Yoldönümü   Paz 04 Ekim 2009, 00:37

Bazen zaman hep tarihe yazılan dün gibi aklında kalır. Üzerinden yıllar da geçse hep aynı günkü gibi yaşar, yerine yenilerini eklersin. Yeniler bazen acı verir bazen dönemeçli yollar sarar bedenini, ama iki beden bir olup ruhlarını birbirine üfleyip her türlü şeyi beraber yaşadıklarında ortaya yeni bir ışık doğar ve bir anda bir kişi daha onlara hayat verip bağlarını pekiştirir. Önemli olan ne yolda yürüdüğün değil kim ile yürüyüp başını her türlü yasladığındır. Aşk tek kelimeyle harkulade olsa da paylaşım ve gün geçtikçe büyüyüp aydınlanan umut ışığı daha anlamlı hale gelir. Nicole ve Albert birbirinin ışığında her türlü şeyi yaşamışken iki yılı devirmişlerdi. Yeni bir hayat daha dünyaya getiren ve artık üç kişilik aile olan bu ikili gün geçtikçe daha da büyüyor ve büyütüyorlardı. Fontjoncouse son sürat gelişmeye ve herkesi fethetmeye devam ederken arada sihir dünyasında ortaya çıkan karışıklıklar bu aileyi sarsmıyor gibi görünse de sarsıyordu. Güne uyandığında bugün tamamen farklıydı. Albert yanında her zaman ki gibi uyuyordu. Jesse'ye de büyük bir ihtimalle dadıları ilgileniyordu. Bugün Albert ve Nicole'ün ikinci yılıydı. Çok kısa sürede bu kadar yol kat etmeleri harikaydı. Halbuki Nicole neler neler yaşayarak Albert'ı kaybedeceğini düşünmüştü. Çok yorgun olduğundan kalkar kalkmaz gene uykuya dalmıştı Nicole, gece ona rahat vermeyen Jesse ve Albert'ın yarın ki söylemediği ve gizliden gizliye çevirdiği işler başını döndürmüştü.

Nicole yataktan kalkar kalkmaz, hazırlandı. Bugün her türlü şık görünmeliydi. Siyah bu gün için çok güzel bir renkti. Hem şık hemde iddaalı olan ihtişama sahip olan siyah mini elbisesinin altına beyazlı siyahlı özel yapım italyan ayakkabılarını giymeyi tercih etmişti. Giyindikten hemen sonra otelle giderek kendini oyalamaya çalıştı. Oradan oraya koşuşturuyor, odasında gelen telefonlara cevap verdi. Sonra da daha fazla kendini oyalamaya dayanamayarak Albert'ın söylediği bahçeyi şimdiden aramaya başladı. Daha 1 saat vardı; fakat Nicole kontrolü altında olmadığı bir durumla karşı karşıya olduğunda hiç rahat edemiyordu. Etrafta hiçbir şey yoktu. Belli ki Albert onunla ya dalga geçiyordu ya da ortada şu an aklına getiremediği bir durum vardı. Bir yere oturup bahçenin güzelliği içinde kaybolmayı düşünse de kıyafetinin miniliğinden bunu yapamazdı. En sonunda eve giderek Jess'le oyalanmaya karar verdi. Jess'i severken zamanın nasıl geçtiğini anlamayınca hızla kararan havanın içinden belli belirsiz bir müziğin geldiği yöne doğru gitmeye başladı. Yıldızlar parlak ve canlı aynı sabah ki güneş kadar aydınlık fakat daha küçük bir halde gülüyor, binlerce göz kırpıyordu. Nicole gittikçe belli belirsiz gördüğünü sandığı ama göremediği yeri gözlerini kısarak bulmaya çalışıyordu. Sonunda görmüştü. Albert tüm yakışıklılığı ve şıklığıyla karşısındaydı. Biraz uzak olsa da az kalmıştı onun kucaklamaya... Sanki Fontjoncouse'da ki o Açılış partisinin bir devamı da buradaydı. Geçmişin izleri geleceğe yansıyıp aydınlatıp onları bir papazın haçla kutsaması gibi kutsuydu. Yıldızlar da buna şahitti belki, evlenmeden bu kadar güzel yaşayan tek ikili onlardı. Nicole'ün evliliğe karşı karşıtlığı hala sonlanmamıştı. Albert her türlü istese de Nicole deli gibi korkuyordu. Işıl ışıl aydınlanan ve müziğin melodisi içinde huzur veren bu günü acıya bulamakta onun işiydi. Sesler sözler ve bilinmeyen dans... İşte hayat bundan ibaretti. Şimdi Nicole bir bülbül gibi kendini kelimelerin akışına bırakıp bu anı ölümsüzleştirmek adına "Bir gün düşlüyorum hep senle dolup taşmasını istediğim, bir an düşlüyorum seninle sonsuza kadar olup ölümün bize deymediği, bir aile istiyorum, imzalı sözler değil içten mühürlenmiş dudaklar adına üstüne imza atıp herkese duyurduğumuz. Aşk, bütünlük, tutku, huzur, güven bu kelimelerin anlamının hepsinde seni bulup bir daha kaybetmemek, sonsuza kadar sıcaklığında kaybolup, gene devirdiğimiz yıllara inat elle olabilmek... Her şeyden ötede bu değil mi? Sen, ben, oğlumuz sadece burası bugün, yarın ve daha sonrasında hep bizim ve öyle kalıcak. Seni delicesine sevdiğimi ve yemin etmeye korkum olsa da bunu her türlü göstereceğim." düğün töreninde gibiydi Nicole, aklına ilk gelen şey insanın kaçıp yüzleşemediğiydi. Belli ki bu yüzden ister istemez Albert'ın ona buruk olacağını düşünüyordu. Kuruntu olsa da her şairin veya yazarın kaleminde buruklukta mutluluktu. Buna alıştığından gülümseyip Albert'ın yanaklarına en taze ve tatlısından bir öpücük kondurdu. Uçmak, dans etmek, sonsuza kadar duyurup tamamen farklı bir şekilde bir arada olmak... Sihirden öte masa da hazırlanmış ve sihirle sönmeyen mumlar gibi kutsanmış ve saplı....

_________________
[center]
Bazen hiç kimse göründüğü gibi değildir
[/center]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Yıldönümü ve Yoldönümü
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Bahçe-
Buraya geçin: