AnasayfaEkspresGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Aylaklık

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Lucas I. Kenneth Orwell
Gryffindor 5. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 84
Kan statüsü : Safkan
Galleon : 5667
Ekspresso Puanı : 3
Kayıt tarihi : 23/11/09

MesajKonu: Aylaklık   Perş. 18 Mart 2010, 22:03

    Tarih | Zaman: 1960 Mayıs, akşamüzeri
    Hava durumu: Sıcak, bulutsuz
    Kişiler: Lucas Irvin Kenneth Orwell, Teodor Amberiotis
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lucas I. Kenneth Orwell
Gryffindor 5. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 84
Kan statüsü : Safkan
Galleon : 5667
Ekspresso Puanı : 3
Kayıt tarihi : 23/11/09

MesajKonu: Geri: Aylaklık   Perş. 18 Mart 2010, 23:04

Mayıs ayının tüm uyuşukluğu her yana yayılmaya başlamıştı. İki ay önce yavaşça ve belli etmeden ısınan hava, zamansız yağmurlar derken tüm İngiltere’yi capcanlı renkler, yeşillik ve çimen kaplamıştı. Yoncalar arasında yer cüceleri bir o yana bir bu yana koştururken bahar artık geldiğini ve hatta gittiğini belli ediyordu. Sıcak tüm adayı olduğu gibi Hogwarts arazisini de kaplamıştı. Son sınavlar yaklaşırken öğrencilerin tek yaptığı akşamları yemekten önce göl kenarına gidip ayaklarını serinletmek, ağaçların altına uzanıp hayaller kurmak veya büyük mürekkep balığını seyre dalmaktı. Özellikle de bu yıl Sıradan Büyücülük Düzeyi sınavları olan beşinci sınıflar içinse bu bir kabus gibiydi. Yılsonunun yaklaşması onlar için yalnızca karanlığı işaret ediyordu. Yine de akşamüstlerinde diğerleri gibi göl kenarında geçirmekten zevk alıyorlardı, tabii ki yanlarında tekrarlarıyla. Lucas ise günün en güzel vaktini ders çalışarak ziyan etmemekten yanaydı. Genelde ağzında bir parça yonca yaprağı çiğniyorken, gömleğinin üst düğmeleri açık bir şekilde, cüppesini yastık olarak kullanıp büyük çınarın dibinde uyukluyor olurdu. Bu akşamüstü de diğerlerinden farksız olarak gelişmekteydi.

“Teo?” Ufak bir soru seslenişle doğruldu. Yaklaşan ayak sesleri duymuştu. Fark etti ki gelenler hemen ilerideki patikadan geçen birkaç Ravenclaw kızdan başkası değildi. Gülüşüp kaçamak bakışlar attılar Lucas’a. O da hepsini teker teker süzüp gözlerini kaçırdı. Birincisi, üçüncü sınıftan büyük olamazlardı, yani birer velet hepsi. İkincisi, bu şekilde devamlı kıkırdayan bir kız topluluğunun hiçbir üyesi onun kız arkadaşı olamazdı. Üçüncüsü ve en önemlisi, Teo’yu bekliyordu, kızları değil. Son ders olan Sihir Tarihinde aralıksız serin ve nemli çimenlerin hayalini kurmuşlardı. Tek sorun yanlarında bir ton kitap olmasıydı. Ve kutsal taş-kağıt-makas oyunu bu sorunsalı hemen çözmüştü. Teo Gryffindor kulesine kitapları bırakmaya, Luke da büyük çınarın altına yollanmıştı. Kulenin merdivenleri her ne kadar dik olsa da geri dönüşü bu kadar uzun sürmezdi. Gözlerini devirdi. Jess’e rastlamış olması kuvvetle muhtemeldi. “Sana söylüyorum Monica, Damien seni al-da-tı-yor! Beni duymamaya ne kadar devam ediceksin?” Yanından geçen kızların aşk maceralarını duymaktan hoşlanmasa da Damien’a hak vermeden edemedi. Zira şu Monica denen kız pek yüzüne bakılacak bir tip değildi. Kendi başından geçen sayısız olayı düşündü. Kısacık ömrüne upuzun bir gönül yolu eklemişti. Bunların çoğu gizli kalması gereken, kendisi dışında bir-iki kişinin bildiği maceralardı. Slytherin’in en soylu ailelerinden birinin kızı… Duyulmasının yaratacağı etki içten içe kendisini memnun etse de kellesini daha çok düşündüğü için susmayı yeğliyordu. İşte o kız tam da karşıda ayaklarını göle sokmuş serinlemekteydi. Geçmiş yolu Lucas için her zaman eğlenceliydi ve gelecek de öyle kalşacaktı.



En son Lucas I. Kenneth Orwell tarafından Ptsi 22 Mart 2010, 21:38 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Teodor Amberiotis
Gryffindor 5. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 184
Yaş : 26
Galleon : 6273
Ekspresso Puanı : 21
Kayıt tarihi : 16/03/09

MesajKonu: Geri: Aylaklık   C.tesi 20 Mart 2010, 17:02

Gün güzel olunca başka hiçbir şeyi umursamaz aşıklar, ama bazen dinlenmek ya da kaçmak aşkın doğasında vardır. Özellikle de kendini topalayamadığın ve her gün birbirinden dolu geçen günlerin ardından bahar tüm güzelliğiyle sadece sana merhaba diyorsa... Seversin delicesine ama bazen bahar çalar senin kalbini ve kaçarsın delicesine, bahar gözlerini gözlerime dikmiş uyanmamı söylüyr, güzel bir güne uyanmak gibisi var mı ki! İçinde ki bütün kuşkular kalkmış, Jess'le tüm olanları atlatmışlar. Göğüs germiş hiç değilse olmadığı biri gibi olmak hiçbir zaman ona göre olmamış ki! Gün hep uzamış onla da durup hızlanmış. Aşk bu olsa gerek, Teo'nun içinden geçtiği ve her gün farklı duyguları barındırdığı his buymuş. Hız kesmek sabah kalktığı güne devam edip derslere girip çıkmak yanında sevdiğinin elini tutarak hemde biraz başını dinlemesi mi lazım sanki hala bir şeyler otursa da hızlı gidiyor. Her şeyi yerli yerine oturtmak adına bir köşeye saklanmak istiyor belki de bahçe de tek başına bir şeyler söylenmeli içten içe ne de olsa iç sesi onu hep dinginleştirmiştir.

Hogwarts'ın o görkemli kapısından kendini dışarı attı, bazen insanları boğduğunu düşünüyordu Teo, ama esas insanların aşırı ilgisi onu boğuyor ister istemez yalnızlığını özlüyordu. Dışarı çıkışının ardından herkesin bugün aylaklık gününde olduğunu anlıyor, kaçmalı kurtulmalı derken hızlı adımlarla koşarcasına gidiyor olduğu yerden tam bu sırada bir ses onu çağırıyor. Lucas, ona sesleniyor; tek başına kalmak hayal oldu diye içinden geçirse de Lucas'la aylaklık ederek konuşmanın da onun rahat hissetirdiğinden onun olduğu yere yönleniyor "Heyy sen nerelerdeydin? Görünmüyorsun, hem Laura her yerde seni arıyordu. Sanırım bazen insanın kafa dinlemeye ihtiyacı oluyor dimi dostum? "diye diye onun yanına geliyordu, etrafta bir kaç başka kişi olmasına karşın onların başka binalardan olduğunu görmesi onu rahatlatıyordu. Derin bir nefes alıp arkadaşının karşısına oturdu ve onunda kendi kadar dolu; ama bir o kadar da umursamaz halline gülümseyerek neler konuşacağını beklemeye başlaldı. Gün güzeldi dostlukta bazen en büyük kurtarıcı oluyordu. Özellikle kızların o bitmek bilmez ciddileşen istekleri en fazla yaz aylarında oluyorsa şu an inanılmazdı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lucas I. Kenneth Orwell
Gryffindor 5. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 84
Kan statüsü : Safkan
Galleon : 5667
Ekspresso Puanı : 3
Kayıt tarihi : 23/11/09

MesajKonu: Geri: Aylaklık   Ptsi 22 Mart 2010, 22:11

“Ah hayat! Ne var sanki hep böyle durağan, sıcak ve müthiş olsan…” Küçük bir esnemeyle tekrar çimenlere yayıldı. Yeşilliklerin içindeki ekşi kokuya bayılıyordu. Güneşin tenini ısıtırken nemli toprağın serinletmesine bayılıyordu. Kızlara bayılıyordu. İçkiye bayılıyordu. Dünyaya bayılıyordu. Dostlarına bayılıyordu. Yaşamak için ne kadar çok sebebi olduğunu düşünüp geniş bir gülümseme kondurdu yüzüne. İki ay öncesi aklına geldiğinde gülümsemesi genişleyip kocaman bir sırıtmaya döndü. Noel’den dönerken yanında getirdiği şişelerce Dr Parnassus’un İthal kaymak Birası ve St Patrick Günü’nde mutfaktan aşırdıkları kazan pastalarıyla kendilerine verdikleri gece yarısı ziyafetini hatırladı. Teo’yla yeşilli pijamalarını giymiş ve yatakhanede pek de kolay unutulmayacak kendilerine özel bir parti vermişlerdi. Sabah olduğunda artıklar ve şişeler bütün Gryffindorr kulesine yayılmış halde bulunmuştu. Herkes partiye katılamadığına o kadar üzülmüştü ki o gün babasından üç kasa daha kaymak birası isteyip gece “Geç Kalınmış St Patrick Günü Partisi” düzenlemişti. Bina sorumlusu Mr Electra olanları duyduğunda onlara okkalı bir ceza vermişti. Olanlar babasına aktarıldığındaysa George Bertrand Orwell, gülmekten kulaklarına kadar kıpkırmızı kesilmişti. Tabi haklıydı, bir kule dolusu sarhoş insanı kontrol altına almak kolay bir şey değildi. Ancak o gecenin eğlencesi bir daha hiç unutulmadı.

Fark etmeden tekrar şatoya dönmüştü yüzü. Neyse ki geçmişin hayallerinden sıyrıldığında kapıdan çıkmış, ona doğru gelmekte olan birini gördü. “Teo, dostum, buraya!” Bir an yüzü gölgelense de arkadaşının tekrar gülümsemekte olduğunu gördü. Hayatında konuşmaktan bu kadar mutluluk duyduğu diğer insan Laura’ydı tabi. İsabet gibi Teo da gelir gelmez ondan bahsetmişti. “Heyy sen nerelerdeydin? Görünmüyorsun, hem Laura her yerde seni arıyordu. Sanırım bazen insanın kafa dinlemeye ihtiyacı oluyor dimi dostum?" Toprağın serinliğini tekrar hissederek sağ dirseğinin üzerine yaslandı ve karşısına oturan arkadaşına cevap verdi. “Kızlar içki gibidir dostum. Ne kadar peşinden gidersen o kadar bağlanırsın. Bu yüzden bırak onlar seni bulsun.” Kahkahalarla tekrar çınarı n gölgesi altına uzandı. “Adamım beni biliyorsun. Ben hep buradayım, çınarın altı.” Göz kırparak gülümsedi Daha sonra yüzünü buruşturdu ve sordu. “Hey! Asıl sen neredeydin? Jess aklını çok feci almış götürmüş olmalı. Dersten çıkarken burada buluşmak üzere sözleşmemişmiydik? Ahh, tahmin edeyim, yolda ona rastladın ve ondan önce kalan her şey hafızandan silindi. Puf!” Etkileyici bir hareketle yüzüne şaşkınlık ifadesi ekledi. Teo’yu bu konuda kızdırmaya bayılıyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Teodor Amberiotis
Gryffindor 5. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 184
Yaş : 26
Galleon : 6273
Ekspresso Puanı : 21
Kayıt tarihi : 16/03/09

MesajKonu: Geri: Aylaklık   Perş. 22 Nis. 2010, 22:37

Konuşmanın ardından arkadaşının yanına çöken Teo, verdiği sözü bile unutmuştu belli ki bu sıralar üzerine gelen noktalar vardı nedensizce boğuyor yok ediyordu onu bu yüzden bir arkadaşa ihtiyacı vardı ki! Oda bu durumu kendi haliyle yorumlamaya başlıyordu. Sonunda alaylı bir hale dönecekti bunu Teo duyumsuyor hissediyordu. Hiç umursamazları oynayamamıştı o ama arkadaşında gördüğü bu tavırlara bu sefer katılmaktan kendini alamıyordu. “Kızlar içki gibidir dostum. Ne kadar peşinden gidersen o kadar bağlanırsın. Bu yüzden bırak onlar seni bulsun" diye tamamladığı sözlerini bitirmediği belirtircesine elini öne attı Teo oturduğu yerden rahatsız olmuştu biraz kıpırdandıktan sonra Lucas cümlesine başlamıştı. “Adamım beni biliyorsun. Ben hep buradayım, çınarın altı.” gölgenin altına rahatça uzanmış keyif çatıyordu. Yerim belli yurdum belli diyordu Teo'ya ama bir karış açık ve aşık hallere olduğundan neyi bilebiliyordu ki! Belli ki bazı şeyleri boşlamıştı “Hey! Asıl sen neredeydin? Jess aklını çok feci almış götürmüş olmalı. Dersten çıkarken burada buluşmak üzere sözleşmemişmiydik? Ahh, tahmin edeyim, yolda ona rastladın ve ondan önce kalan her şey hafızandan silindi. Puf!” şimdi de sıra sihirin alayına gelmişti. Teo içinden muhasebe yapmaya çalışsada olanlara anlam veremiyordu sanki, çok şey unutuyor olmanın verdiği şaşkınlık ve belli belirsiz bir tebessüm tam ona göre bir hareketti bu durum derin bir nefes alıp "Bu sıralar nerede olduğumu da bilmez oldum dostum, Jess bütün zamanımı alıyor şikayetçi değilim; lakin bazen çok üstüme geliyor sanki, sen geç dalganı sevgilin seni yana yakıla araya dursun. Yolda görmedim onu ama biri durdurdu ondan geç kaldım hem ciddi saatleri de karıştırmışım. Ben daha bir saatimiz var zannediyordum. Neyse ne buradayız işte senin sevdiğin yer çınarın altı..."diyerek uzun anlamlı ama arasına anlamsız cümlelere süslenen bir cümle... Herkesle bu şekilde konuşuyordu ne de olsa buna da bir şey bulurdu Lucas ona da gülüp geçer aynı halini gene takınırdı, bu durumdan vazgeçmesi imkansızdı. Bundan her şey anlamsızdı aylaklık yapmak kafasını dinlemek ve Lucas'ın söyledikleriyle oyalanıp gülmek ona her halükarda iyi gelecekti. Hayat öyle böyle de devam ediyor. Bazen kaçışlar dostluklarla yamanıyor bazen de aşk dostu geçiyor her ne olursa olsun döngünün içinde yitip gitmeden Teo yaşamanın tadını çıkarıyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Aylaklık   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Aylaklık
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Göl Kenarı-
Buraya geçin: