AnasayfaEkspresGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Stuart.Gretchen

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Gretchen Stuart
Ravenclaw 6. Sınıf Öğrencisi
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 14
Galleon : 5302
Ekspresso Puanı : 0
Kayıt tarihi : 11/09/10

MesajKonu: Stuart.Gretchen   C.tesi 11 Eyl. 2010, 13:57

Ad - Soyad: Gretchen Lavinia Stuart
İstenen Bina(lar): Ravenclaw
İstenen Sınıf: V ya da VI. Sınıf
Karakterin Genel Özellikleri: Gretchen, Gretchen, Gretchen. Temel şeyleri sıralayacak olursak; 15 yaşında, Ravenclaw öğrencisi, Nasyonal Sosyalizm taraftarı, kendinden emin, güvenli, dinamik, güçlü, otoriter, hükmedici, etkileyici, hayal gücü kuvvetli, idealist, gizemli, sezgisel ve telepatik. Ve en önemlisi ülkesine tam anlamıyla bağlı bir Alman vatandaşı. Ailesi tarafından bu şekilde yetiştirilmiş, belirli gayelerin baskısı altında büyümüştür. Aslında baskı tam anlamıyla karakterini şekillendirmiştir. Belirsizliklerin içinde değildir yaşantısı. Her şeye kesin ve net cevaplar vermekten hoşlanır. Ve tereddütler arasında gidip gelen insanlarla işi olmaz. Çünkü ikilemler yaşayan insanların kendisine karşı her konuda da ikilemde kalacağını düşünür ve dolayısıyla onlara güven olmayacağı fikrini savunur. İnsanlarla iletişimsizlikten hoşlanmaz. İyi yahut kötü herkesle konuşur daha doğrusu inançları ve düşünceleri konusunda sorgular. Herkesi kendi inançlarına yöneltme düşüncesi, zihninde bir kenarda vardır. Bundan dolayıdır ki düşünceleri farklı olanları yadırgar. Dışarıdan bakıldığında vereceği ilk izlenim, hoş bir görüntüye sahip oluşu ve çevresindeki alaycı diyaloglarının onu kibirli yaptığı düşüncesidir. Fakat bu bir parça hataya düşmenizi sağlayacaktır. Onu tanıyanlar, düşünceleriyle ve benliğiyle kabul edenler kesinlikle içindeki eğlenceli ruhu fark edebilecektir. Çünkü tam anlamıyla eğlenmeyi sever. İnsanların üzerine iddialara girer, her türlü eğlenceli fakat tehlikeli işlere el atar. Deli dolu bir yapıya sahiptir. Okulda ne dönüyor, ne bitiyor hepsini bilmek ister. Tüm bunların yanı sıra mükemmel bir zekası vardır. Ravenclaw'a seçilenlerin hepsinin zeki olduğu düşünülürse, o kesinlikle üstün zekalı olarak görülebilecek biridir. Her türlü konuyla ilgili bilgisi vardı. Onu, ayaklı ve seksi bir sözlüğe benzetebilirsiniz. Ders çalışma delisi değildir. Zamanı geldiğinde elbette kitap yığınlarının arasında kaybolmuş olarak görebilirsiniz onu ancak kesinlikle sürekli ders çalışıp kafayı sıyıranlardan değildir, olmayacaktır. Ailesi hakkında konuşmayı sevmez. Nedeni bilinmez ama onların adını şuana kadar duyan, bilen yoktur. Gerçi kızları böyle olan bir aileyle pek iyi ilişkiler kurulması da mümkün değildir çevresindekilerin gözünde. Gretchen, ikinci adı Lavinia'yı kullanmaktan hoşlanmaz. Çünkü telaffuzu fazla masum gelmektedir. Çevresindekilerden hiçbiri bunu bildiği için ona Lavinia diye hitap etmez.

Naif ya da alıngan değildir kesinlikle. Hatta onun hakkında söylenenler umurunda bile değildir. Hayata yalnızca kendi bakış açısıyla bakar ve bu kesinlikle dar bir bakış açısı değildir. Yalnızca kendisi hakkında söylenenler içindir bu. İnsanları yargılar ve sorgular fakat kendisi için bunun yapılmasına kesinlikle izin vermez. Kısacası kendi yaptıklarının kendisine yapılmasından hoşlanmaz. Kısaca bahsettiğimiz bir şeyin üzerine değinirsek yani insanlar üzerine kurduğu iddialardan bahsedersek bunu Hogwarts'a geldiği beş yılın üç yılında yapmıştır. Çünkü istediğini elde edebileceği bir yapıya sahiptir. İddiaları kaybetmek hoşuna gitmez. Hiç kimsenin hoşuna gitmeyecektir elbette fakat Gretchen yenilgiyi tattığında dayanılmaz biri olur. Tüm öfkesini çevresindekilere karşı gösterir. Bütün gün bağırır çağırır hatta intikam almak için her yola başvurur. Onun için yasak, tehlikeli, imkansız gibi kavramlar yoktur. İsterse alır, isterse verir. Çevresindekiler ve hayatı kendi ellerindedir.

Karakterin Geçmişi: Hazır değil.
RP Örneği:

Narin bir beden, bir ayna ve ayna da karşısındaki yansımasını takip eden gözler… Derinliklerinde öyle bir şey var ki elle tutulamayacak fakat ruhsal anlamda hissedilebilecek cinsten. Neşesi sökülüp alınmış, toz pembeliğe dair umutlar yitirilmiş ve hayatın acı penceresine yönlendirilmiş gibi. Güzellikleri görememesi adına kör edilmiş bir çift gözden farksız, görmeden, bilmeden ve umursamadan sürüp giden bir yaşantı… Birkaç dakikadır düşünceleri bundan ibaret. Aynadakinin kendisi olduğuna inanmak güç. Boynundaki taş ıslak bir yosun kadar parlak ve yeşil, zinciri ise ışıltısıyla yıldızlardan farksız. Taşın göğsünde değdiği nokta ise muazzam bir beceriyle taşın etrafı çizilmiş gibi belirgin. Dokunulmaya kalkılsa o bölgeden ısı hissedileceği neredeyse kesin. Aynadaki silüetini izleyen zincirin ucundaki taş işe aynı renkteki gözler, göğsündeki noktada birleşmiş durumda. Ve kesinlikle odada, bedeninde ve aynadaki yansımasında farklı bir şeyler var. Ya içinden geçen bir saçmalık yahut gizemle çevrili bilinmezliklerin başlangıcı. Ne yöne adım atacağını bilemeyen, kararsızlıklar ile dolu bir zihniyet. Ve tabii ki şüpheyle yanıp tutuşan bir yürek…

Adımlarım daha doğrusu ürkek geri çekilişlerim aynadaki yansımamı görmeye devam etmeme engel değil. Sırtımı dönme gücünü bir an önce benliğimde hissedemezsem burada kaybolup gideceğim. Kaçışım yok gibi geliyor, her şey boş. Zihnimdeki çehreler siliniyor bir bir. Neler oluyor? Şimdi ne yapmalıyım? Ah buldum, satrançtaki gibi. Ben vezirim ve çapraz hareket edeceğim. Kapı tam çaprazımda. Birkaç hamle sonra ardımı dönmeme gerek kalmadan bu lanet olası yerden kurtulacağım. Tamam, derin bir nefes alıyorum ve başlıyorum. İlk adım. - Ah lanet olsun aynadan uzaklaşıyor olmak canımı yakıyor. – İkinci adım. Son dört adım. Buradan çıkacağım, kapıyı ardımdan kapatıp bir daha ne olursa olsun adımımı atmayacağım. Hazırım ve bir adım daha. Son üç adım. - Aman Tanrım, yapamayacağım, aynadan uzaklaşmak içimden bir şeyleri koparıyor. Hayır hayır yapamaa –

Bir çığlık yükseldi Hufflepuff ortak salonunda. Çevresindeki insanların boş bakışlarını üzerinde hisseder hissetmez doğruldu, silkindi ve mırıltıyla özre benzer bir şeyler söyledi. O ahmakların hiçbirinden ciddi anlamda özür dilemezdi. Ahmak demek ağır kaçsa dahi, binasındakilerle anlaşamıyor olduğu su götürmez bir gerçekti. Aslında birkaç tanesinin kafa dengi olduğunu söyleyebilirdi. Yani muhabbet edilebilecek, birkaç çift lafı ile gülümsetebilecek insanlardan bahsediyordu. Ellerini saçlarının arasında daldırdı, saçlarını havalandırdı ve ranzanın üstündeki yatağından aşağıya bıraktı kendini. Yere hafif bir iniş yaptı daha doğrusu hafif olmayacak inişi elleriyle hafifletti. Derin bir nefes alıp hala üzerindeki gözleri uzaklaştırmak adına aptalca bir surat ifadesiyle baktı hepsine. Birkaç metre ötedeki metal dolabın içerisinden cübbesini ve asasını aldı, birkaç hamlede üzerine yaklaşık bir beden kadar büyük gelen cübbesini geçirdi ve geride bıraktıklarına dönüp bakmadan ortak salonu terk etti. Çevredeki tabloların da kendisine itici gözlerle baktığını hissedebiliyordu. Zaten bu binadaki bir çok şeyle olduğu gibi o tablolarla da arası iyi değildi. Hatta bir gece yarısı gelip bir çoğuyla laf dalaşına girmişti. Aaah, saçmalıyordu tüm bunları düşünerek beynini yoracak kadar önemli değildiler. Bütün gününü kitapların arasında geçirecek biri için saniyeler bile önemliydi. Ki kesinlikle hala burada avanak avanak dolanmıyor olması gerekiyordu. Çoktan kütüphanedeki rafların arasında turluyor olmalıydı. Ve eline geçen her türlü Sihir Tarihi hakkındaki kitabın sayfalarında bunalmaya doğru ilerliyor… Soluk soluğa koşuşturarak kütüphaneden içeriye girdi. Cübbesinin sağ cebinden çıkardığı bir mendil ile terini sildi, el yordamıyla her şeyin düzgün olup olmadığını denetledi ve içeriye adımını attı. Hogwarts’a sevdiği birkaç şeyden biriydi burası. Milyonlarca hatta milyarlarca kitabın arasında kendini her zamankinden daha harika hissediyordu.

İçeriye girenlerin bu kadar düşüncesiz olduğuna inanamıyorum. O kadar yüksek sesle konuşuyorlar ki kesinlikle asamı sallayıp birkaç güzel büyü yollamak istiyorum. Hayır, madem konuşacaksınız defolun gidin bahçeye. Ağzınızın payını vermek isterdim ama kahrolası Sihir Tarihi hakkında en ufak bir şey bilmiyorum ve birkaç gün içerisinde bilmemeyi sürdürürsem, kesinlikle hiçbir b*k olamayacağım. Ki bu da sizin yüzünüzden olacak. Beyinlerinizi daha doğrusu olduğundan şüphelendiğim beyinlerinizi sökeceğim. Ah bunu gerçekten bir gün yapacağım. Hey özellikle seninkini bücür Jason, özellikle de seninkini. Kapı gıcırtısı… Hogwarts’ta kesinlikle kapıları yağlama gibi bir huyları yok insanların. Anlamadığım, kapılar gıcırdıyor olunca daha mı iyi oluyor ya da ah ben antikayım izlenimi mi yaratıyor? Yine kimin gelip, konsantrasyonumun içine ettiğini merak ediyorum. Kafamı çevirdiğim anda karşılaştığım bir çift göz yine hayal kırıklığına uğratıyor beni. İşe yarar tek bir insan görmedim şu ana kadar. Yani işe yarar olarak bahsettiğim kişi, gözümü gönlümü açacak biri ya da en azından Sihir Tarihinden anlayan herhangi biri. Of, bayılmak üzereyim!

Kitapların arasında olmak huzur verici olsa da Camille için, etraftakilerin sessizliği bozucu tavırları sinirlerini oynatıyordu. Yüzündeki memnuniyetsiz ifadeden, bir şeylerin yolunda gitmediği anlaşılabilirdi zaten. Daha doğrusu her türlü mimiğinden o anki ruh hali tahmin edilebilirdi. Mimiklerini iyi kullanan biri olarak kesinlikle ne hissediyorsa dışa yansıtabilme gibi bir kabiliyeti vardı. Yüce Merlin, kafasını Sihir Tarihine basmayacak şekilde yaratırken, gereksiz yere mimik zımbırtısını vermiş olmalıydı. Ki bu saçmalığın daniskasıydı. Kim birkaç aptalca mimiği Sihir Tarihi zekasına tercih ederdi ki? Büyük ihtimalle okulun tıfıl ve en ucube insanı Matthew için bile cevap mimik olmazdı. Dudaklarını daha da buruşturdu, eline aldığı kalemlerle her bir önemli cümlenin altını çizmeye başladı. Bir yandan dudaklarını hareket ettirerek içinden okumak yerine hafifçe fısıldayarak okuyordu. Eh, sonuçta herkesin anlayış yöntemi farklıydı. Fakat şu bir gerçekti ki ne yaparsa yapsın kafası basmayacaktı. Camları dahi çatlatacak şekilde bağırınsa bile. En sonunda ise yılacak, kitaplara bir lanet savuracak, aldığı yere bırakmadan hışımla orayı terk edecekti. Ki sonrasında kütüphane görevlisi tarafından bizzat bulunup azar işitecekti. ‘Nasıl bulduysan, öyle bırak’ saçmalığındaki kurala uymadığından dolayı. Bu, Camille’nin her seferinde yaşadığı bir kütüphane sansasyonundan başka bir şey değildi. Kısacası klasik haline gelmişti. Neşesini ve ilhamlarını yerine getirecek birilerini bulana kadar da klasik olmaya devam edecekti.


*Matthew ve Jason Npc karakterlerdir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Marveille Croweix
Perfect Li(f)e Yazarı
avatar

Kadın
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 2181
Yaş : 22
Kan statüsü : safkan yani nolcak ki başka.
Galleon : 7651
Ekspresso Puanı : 22
Kayıt tarihi : 11/11/07

MesajKonu: Geri: Stuart.Gretchen   C.tesi 11 Eyl. 2010, 14:29

Onaylanmıştır.
İyi rpler!

_________________


' adras x ell x Ladies of Slytherin x ann x janice '
sexier.. hotter.. and we do it better..




For I have sworn thee fair and thought thee bright,
Who art as black as hell, as dark as night. - WS.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsekspresi.editboard.com/lejantlar-biolar-f164/marv
 
Stuart.Gretchen
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Mantar Pano :: Seçmen Şapka-
Buraya geçin: