AnasayfaEkspresGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kompartman No: 5

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Amortentia Cécile Derwent
Emekli Cadı
avatar

Kadın
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 1343
Yaş : 25
Kan statüsü : Safkan
Galleon : 8388
Ekspresso Puanı : 24
Kayıt tarihi : 26/08/06

MesajKonu: Kompartman No: 5   Paz 08 Mart 2009, 15:27

...

_________________


Euphoria.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsekspresi.com/lejantlar-karakter-kartlary-f164/amo
William Julian O'Neil
Ravenclaw 5. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 1164
Yaş : 22
Kan statüsü : Melez
Galleon : 6778
Ekspresso Puanı : 7
Kayıt tarihi : 17/08/08

MesajKonu: Geri: Kompartman No: 5   Salı 10 Mart 2009, 17:17

Başarmıştı işte. Nasıl olduğu hakkında en ufak bir fikri bile yoktu ve bundan nefret ediyordu ama bütün yaz annesine yalan söylemeyi başarmıştı. Sonuç olarak Helmina O’Neil oğlunun bir kurtadam olduğunu bilmiyordu. Öğrenirdi, öğrenecekti ve en sonunda başka birinden öğrenmesinden korkuyordu ama annesi zaten ona hayatının sonuna yetecek kadar üzülmüşken mutsuz olması için bir nedende kendi yaratmak istemiyordu. Bir suçu olmasa da eğer annesini üzerse suçlu olacağına inanıyordu. Çocukçaydı belki ama çocuk veya yetişkin William annesini üzecek bir şey yapamazdı. Yalan söylemek ve onun kendisine olan güveninden yararlanmak daha yapma ihtimali olan –ve yaptığı şeylerdi. Merlin aşkına! Bu yüzden bırak onu geçirmeyi evden çıkmasına bile fırsat vermeden biraz kaba çıkmıştı sabah evden, onu kırmış olabileceğinden korkuyordu. Ama söylemesinden iyiydi sonuçta, değil mi?

Sandığını peşinden sürükleyerek Muggle’ların arasından geçmek her yıl yaptığı rahatsız edici bir şeydi. Kneen’i kapadığı kafes kahşinlere alışık olmayan Muggle’ların fazladan meraklı bakışları olmasın diye koyu renk bir kumaşla örtülüydü ama kahşinin bundan memnun olduğu söylenemezdi. “Kapa çeneni yahu!” Alçak sesle kuşa söylenmesinin pek faydası olmamıştı. Sandığını itekleyerek trene girmeye çalışan kalabalığa katıldı, ki bunun üzerine Kneen iyice huzursuzlaşmıştı. Yetişkinler de trenin girişine kadar gelmekte ısrarcı olmasalar böyle bir sorun olmayacaktı William’ın görüşüne göre. Yetişkinler… Her şeyi bildiklerini sanıyorlar. Ona garip garip bakan eflatun korkunç bir şapka takmış yaşlı kadını iteleyerek trene daldı. ‘Kurtadam’ dediğini duyar gibi olmuştu kalabalığın arasında kaybolmadan önce. Paranoyak oldun Will. Sandığını sürükleyerek koridordaki kalabalığın arasında yürümeye çalışırken kaç kişinin arasında olursa olsun tanıyacağı yüzü arıyordu. Saat neredeyse 11. Sylvia, neredesin yahu?

Tam böyle düşünerek yürürken karşılaşması normalde beklenmedik bir şey olsa da en kötü zamanlarında en görünmek istemediği kişilerle karşılaşabilirdi. Neyse bu sefer şansın yüzüne güldüğü söylenebilirdi. “Selam.” Yüzünde o gün ilk defa beliren bir gülümsemeyle onu öpmek için uzandığında karanlık bir şekilde kendisine bakan adamı da fark etti. Karikatürdekileri anımsatan bir şekilde bir an havada donmuş gibi kaldıktan sonra düşmek üzereyken sandığına tutunup durdu. “Errrmmm…” K.. Kimdi bu ya? “…Matthew… Babam…” Baba mı? Adamın William’a bu kadar düşmanca bakmasını yine de pek açıklamıyordu ama. Soran bakışlarını Sylvia’ya çevirdi ama yanıt vermesi mümkün değildi ki. “M-merhaba…” Gevelemeyi kes yahu! Çevredeki gürültüye rağmen sinir bozucu bir sessizlik vardı aralarında. Will gülümsemek için son bir deneme yaptı ama mümkün olmamıştı. Endişeli bir şekilde Sylvia’ya bakarak mırıldandı. “Ge- Geliyorsun değil mi?” Adamın garip bakışlarını üzerinde hissederek kızın yanında yürümeye başladığında bir şey sormamak için büyük bir çaba göstermesi gerekmişti. Boş bir kompartıman bulup da adamın bakışlarından kurtulduğundan emin olana kadar da bir şey söylemedi.

“Sonunda.”

Kızı da arkasından sürükleyerek kendini kompartımana attığında tren hareket etmeye başlamıştı. İnatla sinir bozucu bir ses çıkaran Kneen’in üzerindeki koyu renk kumaşı kaldırıp kuşun kafesini Sylvia’dan uzak bir köşeye kaldırdı. Kahşin’in sesi kesilmişti en azından. En sonunda Sylvia’nın yanına oturduğunda birkaç saniye gergin bir şekilde bekledikten sonra bir şeyler söyleyebildi. “Sanırım öncesinde tatilin nasıl geçti diye sormam daha kibar olurdu ama… Gerçekten merak ettiğimden, baban benden nefret mi ediyor bana mı öyle geldi?"

_________________


What light is light if Sylvia be not seen?
What  joy is joy if Sylvia be not by?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.lejantlarabaktımamausendim.com
Sylvia Lucretia Worthing
Ravenclaw 5. Sınıf Öğrencisi
avatar

Kadın
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 468
Yaş : 23
Kan statüsü : Melez
Galleon : 6746
Ekspresso Puanı : 12
Kayıt tarihi : 20/09/08

MesajKonu: Geri: Kompartman No: 5   Salı 10 Mart 2009, 18:31

Eziyet verici bir yazın sona ermesine bir hayli mutlu olmuştu. Babasıyla geçirdiği her dakika ona asır gibi gelse de konuşmamaktan ve sürekli kitaplara gömülerek Will’i düşünmek biraz daha içine kapanmasına yol açmıştı. Tatilin son haftalarında Hogwarts’a gideceği için biraz neşelense de babasının oraya profesör olarak atanması ve üstüne üstlük Ravenclaw bina sorumlusu oluşu bütün neşesi bir balonmuşçasına sönmüştü. İsteksizce hazırladığı sandığını son kez gözden geçirdikten sonra, bir kucak dolusu kitap ve sandıkla dışarı çıktı. Babasının bağırışı hala evin içinde çınlıyordu sanki. Yarım saatimiz varmışmış… Ayağının altındaki gıcırdayan parkelere bir göz attıktan sonra babasının gözlerine bakmaksızın salondaki yerini aldı. Saklamak istediği ilişkisini açıklamak zorunda kalışı oldukça utanç vericiydi zaten. O an söylemek istemiyordu aslına bakılırsa, belki de daha sonra söyleyecekti. Babasının ‘Çıkalım’ demesi üzerine yerinden sıçradı ve kapıya yöneldi…

Perona adım atar atmaz kalabalığı geçip olduğu yerde durdu. Yazın biraz daha sararmış olan saçlarını kulağının arkasına tıkıştırıp gözlerini öbek halindeki insanların üzerinde gezdirmeye başladı. Onu yeniden göreceği için heyecanlıydı. Yeniden… Uzun süredir görmemiş olması epey özlemesine neden olmuştu. Yavaşça yürümeye başladı. Ayaklarının onu doğru yere götürdüğünden emin değildi ama yürüyordu işte. Bir anda karşısında Will’i görünce yüzüne ayrı bir ışık geldi. Gülümsüyordu, evet gerçekten gülümsüyordu. Ona sarılmamak için zor tutuyordu kendini. Düşünsenize hemen yanınızda babanız ve karşınızda erkek arkadaşınız… Korkunç bir manzara… Will’in kendisine yaklaştığı hissetti bir an. Onu öpmek isterdi ama babası arkasındayken ve etraf bu denli kalabalıkken bu gerçekleştirmesi imkânsızdı. Will’in donup kaldığını görünce gözlerini kapattı. Babasının o anda bir delilik yapmasını istemiyordu. Zaten anlatmış olmak yeterince korkutucuydu, üstüne böyle bir durum… Dudağını ısırarak Matthew’a baktı. Sonra Will’e döndü ve yarım bir sesle konuşmaya başladı.

“… Matthew… Babam…”

Will’in kendisine soran gözlerle bakması üzerine cevap veremedi. Zaten vermesi de beklenemezdi. Bu sırada bir şeyler geveleyen William’ın ne dediğini anlamaya çalıştı. Anlamıyordu gerçi yani net bir şekilde duyamamıştı aslında. Bir an önce babasının yanlarından ayrılmasını diliyordu Merlin’e. Will’in gidip gitmeyeceklerini sorması üzerine koşulsuz bir şekilde kabul edip babasını arkada bırakarak ilerledi. Boş bir kompartıman bulduklarında tuttuğu nefesini bırakarak kendini koltuklardan birinin üzerine bıraktı. Bu sırada garip sesler çıkaran Kneen’in kafesine baktı. Hayvanlardan hoşlanmasa da Will için katlanabilirdi. Fakat Sylvia’nın hayvanlardan hoşlanmadığını bilen Will onu uzak bir köşeye koymuştu. Evet, böylesi daha iyiydi kesinlikle. Yanına oturduğunda başını kaldırıp çocuğun suratına baktı. Oldukça gergin görünüyordu. Sıcak parmaklarını çocuğun eline değdirip bir süre öyle bekledi.

“Sanırım öncesinde tatilin nasıl geçti diye sormam daha kibar olurdu ama… Gerçekten merak ettiğimden, baban benden nefret mi ediyor bana mı öyle geldi?”

“Hayır, senden nefret ettiği falan yok. Sadece… Pek kabullenemedi. Bizi…”

Evet, sürekli saçmalıyordu. Zaten Will’in yanında olduğu her dakika saçmalıyordu. Onu deliler gibi seviyor olduğunu bilmese kesinlikle kafayı üşüttüğünü düşünürdü. “Merlin’e şükür, onu bir daha görmem gerekmeyecek.” Sen öyle san Will… Babasının profesörlük için Hogwarts’a geldiğini ve Ravenclaw bina sorumlusu olduğunu söyleseydi Will ne düşünürdü acaba. Zaten Sylvia için de oldukça zordu her şey. Gerçi acı gerçeği eninde sonunda öğrenecekti Will. Aslında iş acılıktan çok korkutucuydu. Yani babası zaten oldukça sertti bu konuda, bir de üstüne bunlar… Nasıl olsa öğreneceğini bildiğinde doğru kelimeleri seçmeye çalışmadan konuşmaya başladı. O an doğru kelimelerin ne anlamı vardı ki? “ Imm… Aslında pek öyle değil… Yani… Bu dönem Hogwarts’a geri dönüyor. Karanlık Sanatları sevmez ama… Bir de şey var…” Ne var? Oldukça hızlı söylemek için hazırlandı. Ne kadar hızlı konuşursa o kadar çabuk biterdi. “ Ravenclaw Bina Sorumlusu…” Will’in suratına bakma gafletinde bulundu. Sylvia’ya dehşetle bakıyordu.

“ Bu sene biraz sıkıntılı geçecek sanırım… Haydi, anlatsana tatilin nasıldı?”

_________________
    With pearls in her eyes and pain in her heart
    The little child is crying being lost in darkness..

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsekspresi.com/lejantlar-karakter-kartlary-f164/syl
William Julian O'Neil
Ravenclaw 5. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 1164
Yaş : 22
Kan statüsü : Melez
Galleon : 6778
Ekspresso Puanı : 7
Kayıt tarihi : 17/08/08

MesajKonu: Geri: Kompartman No: 5   Çarş. 11 Mart 2009, 17:13

“Hayır, senden nefret ettiği falan yok. Sadece… Pek kabullenemedi. Bizi…”

Harika. Tamam, da neden tanımadığı bir adam ona bu kadar düşmanca bakıyordu? Sence neden Will? “Merlin’e şükür, onu bir daha görmem gerekmeyecek.” Onlar Hogwats’tayken ondan nefret etse bile –ki Sylvia ne derse desin böyle bir izlenime kapılmıştı- ne çıkardı sonuçta. “ Imm… Aslında pek öyle değil… Yani… Bu dönem Hogwarts’a geri dönüyor. Karanlık Sanatları sevmez ama… Bir de şey var… Ravenclaw Bina Sorumlusu…” Ne? Evet, bu kesinlikle kötü haberdi. Karanlık bakan Mr. Worthing’in –birde karanlık sanatlar, demek ki karanlık sanatlara karşı savunma dersine girecekti- dersleriyle geçecek bir yıl. Yani en fazla o kadar kalmasını umabiliyordu, hiç okula gelmemesi daha parlak bir fikir gibi görünse de. Korku ve endişe karışımı bir ifadeyle Sylvia’ya baktı. “ Bu sene biraz sıkıntılı geçecek sanırım… Haydi, anlatsana tatilin nasıldı?” Biraz sıkıntı mı? Sadece biraz sıkıntı olacağından şüpheliydi ama. Tanımadığı bir adam hakkında erken karar vermemeyi tercih ederdi. Her ne kadar… Karşısındaki onun hakkında bir karar vermiş gibi görünse de. Olumlu düşünmeye çalışmaktan zarar gelmezdi, başaramasa da. Sylvia’nın sorusu da sorundu, ona asla yaz tatili boyunca annesine söylediği yalanları ve dönüşüm sorunlarını anlatmazdı. Bir cevap uydur ve konuyu değiştir. Yapabileceği tek şey bu gibi görünüyordu. Yüzünde her zamanki gülümsemesinin bir gölgesi belirdi. “Fena sayılmazdı. Görünüre bakılırsa seninki de harika geçmemiş.” Kaşlarını çattı. Sylvia’da onaylamıştı dediğini. Aslında kafası hala yeni profesördeydi. Eğlenceli bir dönem olmayacak gibiydi, hem… Sylvia’ya sarılıp kızı kendine doğru çekti. “Özlemişim…” diye mırıldandı dudakları kızınkine değmeden birkaç saniye önce. Gerçekten çok özlemişti onu. Ve onu tekrar görebildiğinde kendisine düşman bir baba yoktu yaz sırasındaki düşüncelerinde.

“Hımm… Beklediğimden şanslıyım. Yani-“ Kapıya kaçamak bir bakış attı. “Hala hayattayım.” Kız kendisine tam olarak anlamını kestiremediği bir şekilde bakınca bir kahkaha attı. Evet, kesinlikle Sylvia’nın sadece yanında olmak bile neşelendiriyordu onu. Gözünün önüne düşen bir tutam saçı arkaya attı –bu hiç hoşuna gitmiyordu çünkü yanağındaki kesik de ortaya çıkıyordu. “Eee... Tahmin edebiliyorum ama senin tatilin nasıl geçti?” Yüzünde tekrar bir gülümseme belirmişti.

_________________


What light is light if Sylvia be not seen?
What  joy is joy if Sylvia be not by?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.lejantlarabaktımamausendim.com
Sylvia Lucretia Worthing
Ravenclaw 5. Sınıf Öğrencisi
avatar

Kadın
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 468
Yaş : 23
Kan statüsü : Melez
Galleon : 6746
Ekspresso Puanı : 12
Kayıt tarihi : 20/09/08

MesajKonu: Geri: Kompartman No: 5   Perş. 12 Mart 2009, 00:11

Rahat koltuklara biraz daha yaslanırken ona bu denli yakın olmak son derece paniklemesine sebep oluyordu. Babasının da içinde bulunduğu bir trendeydiler ve her an içeri Matthew Worthing’in girme ihtimali vardı ki zaten bu ondan beklenecek bir şeydi. Ellerini birbirine kenetleyip başparmaklarını birbiri etrafında döndürmeye başladı. “Fena sayılmazdı. Görünüre bakılırsa seninki de harika geçmemiş.” Başıyla onayladı. Matthew’un olduğu yerlerde iyi geçen bir şeyler var mıydı ki? Hele Will ile çıktığını söylediği an ona yiyecekmiş gibi bakması da cabasıydı. Zaten bütün her şey ondan sonra başlamamış mıydı? Annesi olsa belki bu denli tepki göstermezdi hatta anlayışla bile karşılayabilirdi. Gerçi annesi ölmemiş olsaydı William ile tanışamamış olurdu. Malum Mugglelar…

Yine kendini depresif bir hale sokmuştu işte, belki de becerebildiği tek şeydi. Sevmeyi becerdiğinden bile emin değildi. Aniden Will’in Sylvia’yı kendine doğru çekip sarılması ve bir şeyler mırıldanması onu daldığı âlemden yeryüzüne indirmişti. Dudaklarında çocuğun sıcak dudaklarını hissetmek onun için can alıcıydı. Hafifçe gözlerini yumdu. Hayal âleminden çıkmak istemiyordu, bu ona olan bağlılığını daha da arttırıyordu sanki. Evet, kesinlikle… Seni ne denli özlediğimi inan anlatamam… “…Hala hayattayım.” Ne demek istediğini anlamak istercesine yüzüne baktı. Az önceki öpücükten sonra domates gibi olduğundan emindi. Birden gözlerini kaçırdı, zaten ne zaman tam olarak bakabilmişti ki…

“Eee... Tahmin edebiliyorum ama senin tatilin nasıl geçti?”

“Ahh… Harika, yani Matthew Worthing ile bir yaz nasıl geçecekse… Tabiî ki de berbattı, hele seni öğrendiği andan itibaren…”

Of, babasından bu durum karşısında daha da çok soğumuştu. Zaten annesinin ölümünden sonra hangi yazı doğru düzgün geçmişti ki? Will’i tahmin ettiğinden daha da çok sevdiği apaçık ortadaydı. Onu gördüğünde kalbi deli gibi çarpmaya başlıyordu. Aksanı bile ona âşık olmasına yetecek gibiydi. Eliyle çocuğun önüne tekrardan düşmüş bir tutam saçı düzeltti. O mükemmel yüzüne dokunmak çılgınlığın o denli artmasına yetecek gibiydi. Kesik geçen seneki kadar olmasa da iz hala yerini kaptırmamıştı kimselere. Eliyle tekrar dokundu yarasına. Geçen seneden beri bu konunun bahsini açmıyordu. Belki de bilinçsiz bir anlayış vardı. “ Yazın nasıldın? Yani annen, öğrendi mi? ” Bu herkes için zor olması gerek bir şeydi. Yani elbette ki kadının çekeceği acıyı anlayamazdı ama sonuçta Sylvia’nın kendisine üzülecek bir annesi bile yoktu. Gerçi babası vardı ama o da kızını kırmaktan başka bir şey yapmıyordu. “ Çok acı çekiyor musun? ” Yavaşça elini çocuğun karnının üstünden beline doladı ve başını göğsüne yasladı. Ona yakın olmak Sylvia’yı çıldırtıyor olsa da yapıyordu işte. Nefesini biraz dengeledikten sonra sessizce bekledi. Onun yanındayken nefes almayı bile unutuyor gibiydi. Hogwarts bu dönem en güzel ve en lanetli dönemini yaşayacaktı galiba…

_________________
    With pearls in her eyes and pain in her heart
    The little child is crying being lost in darkness..

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsekspresi.com/lejantlar-karakter-kartlary-f164/syl
William Julian O'Neil
Ravenclaw 5. Sınıf Öğrencisi
avatar

Erkek
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 1164
Yaş : 22
Kan statüsü : Melez
Galleon : 6778
Ekspresso Puanı : 7
Kayıt tarihi : 17/08/08

MesajKonu: Geri: Kompartman No: 5   C.tesi 14 Mart 2009, 14:36

“Ahh… Harika, yani Matthew Worthing ile bir yaz nasıl geçecekse… Tabi ki de berbattı, hele seni öğrendiği andan itibaren…” Kendi yazı zaten berbat geçmişti ve Sylvia’nınkinin de kötü geçmesine biraz da olsun neden olmak hoşuna gitmemişti. Mr. Worthing örnek bir babaya benzemiyordu. Pek hoş bir profesör olacak gibi de değildi. Nedense bu düşüncesinin kesinlikle doğru çıkacağı içine doğmuştu. Adamın kendisine neden bu kadar düşman olduğunu anlamıyordu. Yani, neden bu kadar önyargılı davranmıştı ki? Sence neden olabilir Will? Evet bazen kısa bir süre için unutsa da insanların ondan hoşlanmaması için oldukça iyi bir neden vardı.

“Yazın nasıldın? Yani annen, öğrendi mi?”

“Gerçekten fazla sorun var.” Kızın yüzü asılınca gülümsedi. “Gerçi benim bundan bir şikayetim yok. Yazımın nasıl geçtiğini bilmek isteyeceğini sanmıyorum ama. Ve uhmm… I-ıh. Öğrenmesini de elimden geldiği kadar engelleyeceğim. Acı konusuna hiç girmemeni tavsiye ederim ama o öğrenirse çekilecek acının yanında ne ki? Neyse ben… Açıkçası yazın nasıl geçtiğini hatırlamak bile istemiyorum. En sonunda tekrar okula dönüyor olmak ilk defa bu kadar güzel geliyor sanırım.”

Sylvia’nın sorusu mantıklı bile gelmemişti ona aslında. Onun için basitti, annesinin bunu öğrenmesini engellemek ve onu ciddiye almaları şansına olan bazı yetişkinleri neredeyse tehdit etmek. Yani, yapması gereken buydu, doğru veya yanlış yapmıştı işte. Okul başlamışken de bir şey söylemesine gerek yoktu, yaza daha çok olduğu düşünülürse vakti vardı. Geç olsun güç olmasın. Söz konusu kurtadamlar veya bu konuyla ilgili ufak da olsa bir şey olduğunda garipleştiğini fark etmişti önceden. Ne olduğunun hatırlatılması hoşuna gitmiyordu ve Sylvia konuşurken de ondan uzaklaşmıştı fark etmeden. Zaten düşüncelerinin başka yöne kayabilme sorunu her zaman vardı, bir şey daha eklenmişti. Gözlerini karşıya dikmiş yüzünde boş bir ifadeyle duruyor olduğunu fark etti. Salak. Hep aynı şeyi yapıyordu zaten. Düşünceli bir şekilde Sylvia’ya döndüğünde yüzündeki ifade uykudan yeni kalkmış birini anımsatıyordu. Gözü açık uyumak diye bir şey varsa doğruydu bu, bir nevi. Gülümsemeyi denememişti bile, başaramayacağını bilecek kadar tanıyordu kendini. Bir şey söyleyerek oluşan sessizliği bozmayı da istemişti ama aklına bir şey gelmiyordu. Pek konuşabilecekmiş gibi de hissetmiyordu ya.

_________________


What light is light if Sylvia be not seen?
What  joy is joy if Sylvia be not by?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.lejantlarabaktımamausendim.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Kompartman No: 5   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kompartman No: 5
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Hogwarts Ekspresi-
Buraya geçin: