AnasayfaEkspresGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kompartman No: 2 / Sınıf Başkanları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Amortentia Cécile Derwent
Emekli Cadı
avatar

Kadın
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 1343
Yaş : 25
Kan statüsü : Safkan
Galleon : 8388
Ekspresso Puanı : 24
Kayıt tarihi : 26/08/06

MesajKonu: Kompartman No: 2 / Sınıf Başkanları   Paz 08 Mart 2009, 15:27

...

_________________


Euphoria.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartsekspresi.com/lejantlar-karakter-kartlary-f164/amo
Frances Sibi Chapman
Seherbaz
avatar

Kadın
Ruh hali :
Mesaj Sayısı : 287
Yaş : 28
Kan statüsü : Safkan
Galleon : 6663
Ekspresso Puanı : -1
Kayıt tarihi : 20/09/08

MesajKonu: Geri: Kompartman No: 2 / Sınıf Başkanları   Paz 08 Mart 2009, 22:59

Ayaklarını sürüyerek merdivenlerden aşağı iniyordu, uzun zaman sonra ilke defa bu kadar erken kalkıyordu. Buna rağmen ev boştu, bugün Hogwarts'ın ilk günü olmasına rağmen kızlarının artık on altı olmasına güvenen anne ve babası Bakanlık'a gitmişlerdi. Herşeyi tek başına yapması gerekiyordu, eşyalarını toplamış olmasına rağmen giyinip tren istasyonuna gitmek gözünde büyüyordu. Ancak treni kaçıramazdı bu sebepten uflamayı kesip birşeyler yemek için mutfağa yöneldi. verdiği Aralık kalmış pencereden içeri doluşan serin hava yazın resmen sona erdiğini müjdeler gibiydi. Üç ay kadar bir zamandan sonra ilk kez ince mor sabahlıyığla üşümüştü, açıkta kalan kolları tutulmuştu. Üzerine bir şeyler almaya gitmek için çok geçti, eli çoktan kremaya bulaşmıştı. Yavaşça işaret parmağını yalarken bir daha ki sefere en azından uzun çorap giymeyi akıl etmeyi umuyordu. Kurutmak yerine kendi haline bıraktığı saçları daha da dalgalanmıştı, uzamaya başlamış kakülleri gözünün önüne geliyordu. Başını hafifçe yana atarak saçlarını savurdu, oldukça ciddileşmişti. Sodalı kurabiyesini özenle eline aldı ve üzerine krema boşalttı. Tek bir damlanın dahi ziyan olmasını istemiyordu, bir yandan da elbisesine dökülme ihtimalini gözden geçirerek fazla kremayı parmağıyla alıp ağzına attı. Ardından el yapımı marmelata uzandı, ahşap masanın ucunda duruyordu. Sibi kurabiyesinin üzerine marmelat dökerken herşeyin daha iyi olacağına kendini inandırmaya çalıştı. Kuzeninin sevgilisini elinden almaya çalıştığını bilmeyen yoktu, aynı zamanda kendinden küçük bir Ravenclaw'lının duygularıyla oynadığı kulaktan kulağa konuşuluyordu. Blair dahil olmak üzere herkes ona mesafeliydi, tüm yaz boyunca biri bile onu aramamıştı. Okulun en nefret edilen kızı tahtına oturmuşken Derwent de elinden geleni ardına koymamıştı, artık bir başkandı. Üstelik Chris'le... Chris hala onunla konuşmuyordu ve bu Sibi'yi sandığının aksine herşeyden çok üzüyordu. Ona hala çok değer veriyordu, sadece uzaktan sevebildiği günlere dönebilmeyi diliyordu. Gözlerine hücum eden yaşları durdurmaya çalışarak başını iki yana salladı, bunları düşünmenin zamanı değildi. Hem o anı hiçbir şey bozmamalıydı, derin bir nefes aldı ve kurabiyesini iştahla ısırdı. Her an yemek yemeyi düşünen birisi değildi ama tatlıyla arası çok iyidi, daha da iyi olan ne kadar yese de kilo alamamasıydı. Bu sırada gözü duvarda asılı duran saate ilişti, vakit yaklaşıyordu. Trende de pekala birşeyler atıştırabilirdi, ellerini yıkadıktan sonra koşar adımlarla odasına çıktı. Dün geceden hazırlanmış sandığı hemen kapının yanında duruyordu, bugün giyecekleri haricinde neredeyse tüm kıyafetlerini almıştı. Sabahlığını üzerinden atarak giyinmeye başladı, siyah örgüden yarım kollu bir kazak ve kumaş bir şortu tercih etmişti ilk gün için. Dizine kadar uzanan yün çorap giydikten sonra rugan ayakkabılarını ayağına geçirdi. Biraz da allık sürdü, kimseye alay edebilecekleri bir koz vermek istemiyordu. İşini bitirince gülümseyerek aynaya baktı, uzayan boyu ve şekillenen vücudu sayesinde giydiği şort harika durmuştu. Değişiklik olsun diye kızıla boyadığı saçları ise göz alıcıydı, annesi kızmıştı doğal sarı rengini mahvettiği için ama buna değerdi. Aynaya biraz daha bakacak olsaydı kendine aşık olabilirdi, toparlansa iyi olurdu. Hızlıca yatağını örttü ve asasını arka cebine sıkıştırdıktan sonra kapıya yöneeldi. Az önce yine açıkta olan kollarının üşüdüğünü hatırlayarak yanına şal aldı ve sadnığıyla birlikte odadan çıktı.

Bunaltıcı geçen yolculuktan sonra King Cross'daydı ve evde daha fazla oyalanamdığı için kendini şanslı sayıyordu. Her zamankinin aksine gelirken trafiğe takılmıştı, şöför ara yollarda gelmeseydi treni mutlaka kaçırırdı. Derin bir nefes alıp elindeki bavulu çeke çeke perona ilerledi, en sevmediği kısım yaklaşıyordu. Kimseye belli etmeden duvara doğru koşmaya çalışmak sinir bozucuydu, üstelik insanın elinde koca bir sandık varken. Neyse ki kalabalık bir büyücü ailesi daha vardı aralarına karışarak duvardan geçti. Gözlerini yeniden açtığında ise muazzam bir kalabalık vardı, her taraf birbirine sarılan insanlarla doluydu. Ne onu gördüğüne sevinecek bir arkadaşı ne de onu uğurlayacak bir ailesi vardı ama Sibi bunu umursamadı. Omuz silkip kalkmaya hazırlanan trene doğru ilerledi. Sandığı düşünden daha ağırdı tek eliyle merdivenden atlatabileceğini düşünse de gerisin geri yuvarlanmıştı. Sandığın açılıp etrafa dağılması kaçınılmazdı ki biri imdadına yetişmişti. Tüm içtenliğiyle Will'e gülümsedi, yüzündeki kocaman ize rağmen oldukça tatlı biriydi. Ama ne yazık ki sevgilisi vardı, yine de Sibi onunla ilgilenmediğini söylese bu yalan olurdu. En tatlı sesiyle Will'e teşekkür ettikten sonra trene bindi ve boş kompartıman aramaya başladı. Tam o anda aklına başkan olduğu geldi, cebindeki rozeti çıkarıp göğsüne astıktan sonra kendi için ayırlan kompartımana ilerledi. İçerisi çoktan cüpperlerini giymiş başkanlarla doluydu, tek kollu Disbel ve adını unuttuğu Slytherin'li kız yanyana oturuyorlardı ama tabi ikiside farklı yönlere bakıyorlardı. Indis ortalarda yoktu, oysa başkan olduğunu öğrendiğinden beri düşüdüğü tek şey ona rozetini göstermekti. Oflayarak içeri girdi ve sandığını diğerlerinin yanına sıkıştırdı, bu sırada tanıdık bir yüzle göz göze geldi. Her zamanki gibi inanılmaz derecede yakışıklı olan Chris tam karşısında duruyordu, üstelik ağzı neredeyse bir karış açıktı. Chris'in onunla konuşmadığını bildiği halde çocuğun yanına oturdu, neden bu kadar şaşkın olduğunu biliyordu. Sibi'nin başkan olmasını beklemiyor olamlıydı, sanki Sibi bu işi beceremez gibi, aşağılayıcı bir durumdu. Ama o anlamamazlıktan gelecekti, hiçbir şey olmamış gibi Chris'e döndü.
'' Yakışmış değil mi? Bir yandan da yazın kızıla boyadığı saçlarını gösteriyordu. Chris bu duruma alışsa iyi olacaktı çünkü Sibi'nin ondan vazgeçmeye niyeti yoktu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Kompartman No: 2 / Sınıf Başkanları
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Hogwarts Ekspresi-
Buraya geçin: